<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
     xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
     xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
     xmlns:admin="http://webns.net/mvcb/"
     xmlns:rdf="http://www.w3.org/1999/02/22-rdf-syntax-ns#"
     xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
     xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/">
<channel>
<title>Myblog TC &#45; Google Haberleri</title>
<link>https://myblog.tc/gnews/feed</link>
<description>MyBlog TC &#45; Google Haberleri &#45; RSS Beslemeleri</description>
<dc:language>tr</dc:language>
<dc:rights>Myblog 2020 &#45; Tüm Hakları Saklıdır.</dc:rights>

<item>
<title>Almanya: Bir Umut Yolculuğu</title>
<link>https://myblog.tc/almanya-bir-umut-yolculugu</link>
<guid>https://myblog.tc/almanya-bir-umut-yolculugu</guid>
<description><![CDATA[ Almanya’ya nitelikli işçi olarak gitmek istiyorsanız, en az A2 seviyesinde Almanca öğrenmek büyük avantaj sağlar. Aile ile göç mümkündür, iltica ise kesinlikle önerilmez. Almanya’da hangi meslekler kazandırıyor, yasal yollar neler? İşte detaylar. ]]></description>
<enclosure url="https://myblog.tc/uploads/images/202511/image_870x580_69130421dc796.jpg" length="55311" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 11 Nov 2025 12:42:58 +0300</pubDate>
<dc:creator>Almanya Yolcusu</dc:creator>
<media:keywords>Almanya nitelikli işçi göçü, Almanya işçi vizesi, Almanya aile birleşimi, Almanca öğrenmek, Almanya’da çalışmak, Almanya dil okulu, Almanya yüksek lisans, Türkiye’den Almanya’ya göç, Almanya’da meslekler, Almanya iltica süreci</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Almanya’ya Nitelikli İşçi Göçü: Yeni Bir Hayatın Kapıları</strong></p>
<p>Son yıllarda Almanya, ciddi bir nitelikli iş gücü açığı ile karşı karşıya. Sağlık, mühendislik, bilişim, teknik hizmetler ve laboratuvar gibi birçok sektörde binlerce pozisyon doldurulamıyor. Bu durum, özellikle Türkiye’den gelen eğitimli ve deneyimli bireyler için büyük bir fırsat yaratıyor. Almanya, hem bireysel hem de aile göçünü destekleyen yasal yollar sunarak, nitelikli işçilerin ülkeye kazandırılmasını hedefliyor.<br><span></span></p>
<p><span></span></p>
<p><span></span></p>
<p><strong>Almanya’ya Nitelikli İşçi Göçü Nedir?</strong></p>
<p><span>Almanya hükümeti, 2020’de yürürlüğe giren Nitelikli İş Gücü Göç Yasası (Fachkräfteeinwanderungsgesetz) ile Avrupa Birliği dışındaki ülkelerden kalifiye işçilerin gelişini kolaylaştırdı.</span></p>
<p><span>Bu yasa sayesinde:</span></p>
<ul>
<li><span>Mesleki diplomaya sahip kişiler Almanya’da çalışabiliyor,</span></li>
<li><span>Denklik süreci daha hızlı ilerliyor,</span></li>
<li><span>Ve aile birleşimi imkânı sunuluyor.</span></li>
</ul>
<p><span>Yani artık yalnızca mühendisler veya doktorlar değil, teknisyenler, hemşireler, laboratuvar asistanları, aşçılar ve kaynakçılar gibi birçok meslek grubu da bu kapsamda Almanya’ya yasal olarak gidebiliyor.</span><span></span></p>
<p><strong>Almanca Öğrenmek: Başarının İlk Adımı</strong><span></span></p>
<p><span>Almanya’ya göç etmek isteyen herkes için Almanca bilmek en kritik unsur.</span></p>
<p><span>Resmî olarak bazı meslekler için B1 seviyesi şart koşulsa da, en az A2 seviyesinde Almanca bilmek süreci çok kolaylaştırır.</span></p>
<p><span>A2 seviyesi bile:</span><span></span></p>
<p><span>Denklik başvurularında, </span><span>İş görüşmelerinde, </span><span>Günlük yaşamda ve resmi işlemlerde </span><span>büyük avantaj sağlar. </span>Unutulmamalıdır ki, Almanya’da dil yalnızca iletişim değil, aynı zamanda entegrasyonun anahtarıdır.</p>
<p><strong>Aile ile Göç Etmek Mümkün</strong></p>
<p><span>Almanya’nın nitelikli işçi programı yalnız bireyleri değil, aileleri de kapsıyor.</span></p>
<p><span>Eş ve çocuklar, belirli şartları sağladığında aile birleşimi vizesi ile Almanya’ya gelebiliyor.</span></p>
<p><span>Aile bireyleri burada eğitim, sağlık hizmeti ve çalışma hakkından faydalanabiliyor.</span></p>
<p><span>Bu yönüyle Almanya, aile bütünlüğüne önem veren nadir Avrupa ülkelerinden biridir.</span></p>
<p><strong>Türkiye’den Gelen İş Gücünün Rolü</strong></p>
<p><span>Türkiye’den Almanya’ya nitelikli iş gücü göçü, Alman ekonomisinde önemli bir denge unsuru haline geldi.</span></p>
<p><span>Alman şirketleri, Türkiye’den gelen çalışanların disiplin, teknik bilgi ve pratik deneyim açısından yüksek performans gösterdiğini vurguluyor.</span></p>
<p><span>Bu nedenle birçok Alman kurum, özellikle sağlık ve teknik eğitim alanlarında Türk adaylara yönelik özel programlar düzenliyor.</span></p>
<p><span>Kısacası, Türk işçileri artık sadece misafir işçi değil, Almanya’nın üretim ve hizmet gücünün kalıcı bir parçası haline gelmiş durumda.</span></p>
<p><strong>Türkiye’de Kaygı ile Yapılan Meslekler, Almanya’da Değerli</strong></p>
<p><span>Türkiye’de ekonomik kaygılarla tercih edilen bazı meslekler, Almanya’da yüksek maaş ve saygı görüyor.</span></p>
<p><span>Örneğin:</span></p>
<ul>
<li><span>Hemşireler 2.800–3.800 € arası maaş alabiliyor,</span></li>
<li><span>Teknik asistanlar 2.500–3.500 €,</span></li>
<li><span>Elektrikçiler, kaynakçılar ve CNC operatörleri 3.000 €’ya kadar kazanabiliyor.</span></li>
</ul>
<p><span>Bu fark, birçok kişinin yasal ve güvenli yollarla Almanya’ya yerleşme kararını güçlendiriyor.</span></p>
<p><strong>Alternatif Yollar: Dil Okulu ve Yüksek Lisans</strong></p>
<p><span>Almanya’ya gitmek isteyenler için tek yol çalışma vizesi değildir.</span></p>
<p><span>Dil okulu vizesiyle Almanya’ya gidip, orada dilini geliştirip sonrasında iş veya eğitim fırsatlarına geçiş yapılabilir.</span></p>
<p><span>Ayrıca yüksek lisans (Master) yapmak da uzun vadeli yerleşimin kapısını açan güçlü bir alternatiftir.</span></p>
<p><span>Bu yollar hem akademik hem profesyonel ağ kurmayı sağlar.</span><span></span></p>
<p><strong>İltica Etmek: Yanlış Bir Yol</strong><span></span></p>
<p><span>Bazı kişiler zorluklar karşısında iltica (sığınma) seçeneğini düşünebiliyor.</span></p>
<p><span>Ancak bu, kesinlikle yanlış ve yıpratıcı bir süreçtir.</span></p>
<p><span>İltica başvuruları uzun sürer, yaşam koşulları kısıtlıdır ve yasal statü belirsizliği insanları psikolojik olarak zorlar.</span></p>
<p><span>Üstelik Almanya iltica sistemini, gerçek mağduriyet yaşayan kişiler için tasarlamıştır.</span></p>
<p><span>Bu nedenle nitelikli göç yolları, hem etik hem sürdürülebilir tek yoldur.</span></p>
<p><strong>Sonuç: Planlı ve Yasal Göç, Güvenli Bir Gelecek</strong><span></span></p>
<p><span>Almanya, hem kendi ekonomisi hem de göçmenler için karşılıklı kazanç modeli sunuyor.</span></p>
<p><span>Doğru planlama, dil eğitimi ve belgelerin hazırlanmasıyla Almanya’da saygın, güvenli ve yüksek gelirli bir hayat kurmak mümkündür.</span></p>
<p><span>Unutmayın:</span></p>
<p><span>En az A2 seviyesinde dil,</span> Doğru vize türü, Ve sabırlı bir planlama</p>
<p><span>sizi yeni bir geleceğe taşıyabilir</span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Vaad Gerçekleşecek Mi ? Gar ve ya Garkad Ağacı Nedir ? Gerçekleşen Vaad</title>
<link>https://myblog.tc/Gerceklesen_vaad</link>
<guid>https://myblog.tc/Gerceklesen_vaad</guid>
<description><![CDATA[ İsrailin Gazze de uyguladığı katliama ses çıkaran, karşı çıkan Yahudiler aynı kefede mi değerlendirilmeli ? Peki onları nasıl ayırabiliriz işte yıllar öncesinden gelen bir vaad. ]]></description>
<enclosure url="https://myblog.tc/uploads/images/202508/image_870x580_688ed84b1a4db.jpg" length="76964" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 03 Aug 2025 06:33:40 +0300</pubDate>
<dc:creator>Alp G</dc:creator>
<media:keywords>israil, gar ağacı, garkad ağacı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<h4>20 06 2025 İran- İsrail saldırılarında bugün  7. günündeyiz bölge gerilimi kaldırılamaz halde, savaş tüm şiddetiyle devam ediyor, tüm devletler savaşın yayılmasından şüphe ediyor ancak savaş zaten vardı, insanlar kendi hayatlarının zorluğunda bir gün hatırlıyor bir gün unutuveriyorlardı, süreci birlikte izleyeceğiz</h4>
<p>         Ancak bu katliama dur demek için sokaklara çıkan yahudilerde vardı, çünkü çocuk cesetlerinin ortaya saçılışını görmüşlerdi, sapkın bir zihniyetten kurtulmuş diğerlerini insan yerine koymayan anlayıştan çıkmış insani çıkışlarda vardı İşte bugun ki yazımızın asıl konusu ve vaadi gerçekleştirecek bir simgeyi konuşacağız bugün ama öncesinde bilinmesi gerekenleri derledim gelin birlikte okuyalım.</p>
<ul>
<li>
<h2><strong>GARKAT AĞACI NEDİR?</strong></h2>
</li>
</ul>
<p>        Garkad Filistin taraflarında çokça yetişen dikenli bir ağaç türü, bir cins çalılıktır. Arabistan’ın başka bölgelerinde de yetişmektedir. Medine’deki Bakî‘ Mezarlığı (Cennetü’l-Bakî‘) vaktiyle garkad denilen çalılıkla kaplı idi.</p>
<ul>
<li>İslami kıyamet tarihini anlatan birçok Sünni İslam hadisine göre Garkad ( Arapça : غرقد ) , son zamanlarda Yahudileri Müslümanlardan koruyacak bir ağaç türüdür .Yukarıda zikredilen hadislerde Ebu Hureyre'nin , İslam peygamberi Muhammed'in şöyle dediğini rivayet ettiği belirtilmektedir :"Yahudilerle savaşmadıkça kıyamet kopmaz ve arkasında bir Yahudi saklandığı taş: "Ey Müslüman! Arkamda bir Yahudi saklanıyor, onu öldürün" der. Fakat Garkad ağacı bunu söylemez, çünkü o Yahudilerin ağacıdır."</li>
<li>Sünni yorumu Sünni İslam'da bu anlatılar, İslam'a göre İsa'nın ikinci gelişinden sonra Deccal güçlerine karşı son zamanlarda gerçekleşecek büyük bir savaşın Sünni eskatolojisinin tanımının bir parçası olarak anlaşılmaktadır. Daha sonra, bu eskatolojiye göre İsa, bazıları doğru Hıristiyanlar ve savaşın arifesinde İslam'a geçen doğru Yahudiler olan bir Müslüman ordusuna liderlik edecek ve Deccal'in bir tanrı olduğuna inanan Yahudilerden oluşan Deccal ordusuyla savaşacak ve Deccal'in ordusundan bir Yahudi bir taş veya ağacın arkasına saklanırsa, bu taş veya ağaç Yahudi'yi ifşa etmek için Müslümanlarla mucizevi bir şekilde konuşacaktır, ancak bu bir Garkad ağacı değilse, çünkü bu "onların (Yahudilerin) ağacıdır". [ 10 ] [ 11 ] Sünni ılımlı yazarlar, bu konunun eshatolojik terimlerle tartışıldığını, bunun Sünni düşünceye uygun olarak ancak İsa'nın ikinci gelişinden sonraki son zamanlarda gerçekleşmesi gerektiğini ve mevcut İslam-Yahudi ilişkilerine zarar vermemesi gerektiğini vurgulamaktadırlar . [ 12 ] Yusuf el-Vabil'in Ashrat al-sa'a ("saatin işaretleri") adlı eserinde Sünni yorumuna göre , Deccal'in ordusu Yahudiler, Farslar, Türkler, Bedeviler ve kadınlardan oluşacaktır. Buhari ve İbn Maje'nin hadis koleksiyonlarındaki rivayetler Yahudilerin yanı sıra Farsları, Türkleri ve Bedevileri de içermektedir. [ 13 ] Metnin genel mesajının çoğu zaman bir kehanet olduğu iddia edilir, ancak Müslümanların Allah'ın Hz . Muhammed'e vahyettiğine inandıkları Kur'an'da böyle bir mesaj yer almaz .</li>
</ul>
<h3>         Yahudi devleti oluşturma fikri</h3>
<ul>
<li>      <span>Theodor Herzl veya sünnetinden sonra aldığı ismi ve soyismi ile Binyamin Ze'ev, Modern Siyonizm'in kurucu babası olan Avusturya-Macaristan vatandaşı Yahudi gazeteci, oyun yazarı, yazar ve politik aktivist olan  Herzl, Yahudilerin kendi kaderlerini tayin edebilecekleri devletlerini uluslararası camianın desteği ile gerçekleştirebileceklerini düşündü ve <strong>Yahudi Devleti – Yahudi sorununa çağdaş bir çözüm dlı kitabını 1896 yılının şubat ayında yayınladı Yahudilerin tarihi anavatanı olan İsrail Topraklarıydı. Herzl, 1902 yılında İsrail Topraklarında kurulmasını düşlediği Yahudi Devleti vizyonunu işlediği Eski Yeni Vatan (Altneuland) romanını yazdı.</strong></span>  Herzl bu amaçla 28 Ağustos 1897’de İsviçre’nin Basel kentinde 1. Siyonist Kongre’yi topladı ve bölge Osmanlı İmparatorluğu yönetimi altında olduğundan siyasi amacını<em>, <strong>“Siyonizm, kamu hukuku güvencesi altında Yahudi halkı için Filistin’de bir yurt kurulmasını amaçlar”</strong> </em>şeklinde yazıya döktü.</li>
</ul>
<p>      Şalom gazetesinde de yer alan ;</p>
<ul>
<li>Herzl, anılarında Abdülhamit’in Newlinski eliyle ilettiği mesajı paylaşıyor:<strong><span> </span>“<em>Eğer Sayın Herzl sizinle benimle olduğunuz kadar dostsa ona bu konuda başka girişimde bulunmamasını telkin ediniz. Bir adımlık toprak bile satamam, zira bu topraklar bana değil, milletime aittir. Milletim bu imparatorluğu savaşarak ve kanıyla sulayarak kazandı. Bizden ancak kanla koparılabilir…  Yahudiler milyarlarını saklasınlar. İmparatorluk bölüşüldüğünde Filistin’i bedavaya alabilirler. Ancak cesedimiz paylaşılabilir canlıyken parça koparılmasını kabul etmeyeceğim.”  </em></strong>Herzl, anılarında, bu söylem karşısındaki hissiyatını şöyle ifade ediyor: <strong><em>“Sultanın samimî ve yüce sözleri beni duygulandırdı ve sarstı. Bütün ümitlerimi söndürmesine rağmen ölümü ve parçalanmayı tahmin eden ama buna rağmen son nefesine kadar pasifçe de olsa mücadele etmeye kararlı kaderciliğinde trajik bir güzellik vardı…”</em></strong></li>
</ul>
<p><strong><em>     Sözleri ile Theodor un bir yahudi devleti kurmayı planlaması  ile işler başladı ancak bunu yaparken tek başına yapmadı, dönemin super gücü ingilizler ve daha sonrasında Amerikalılar bu fikri desteklediler, tabiki bu fikirlerin desteklenmesinde oluşturulan lobiler, ekonomik ve medya gücü çok önemli oldu. </em></strong></p>
<ul>
<li>       Filistin'e de gizli Yahudi göçleri düzenlenmeye başlandı. II. Dünya Savaşı'nın Müttefiklerin galibiyetiyle bitmesinden sonra, Filistin problemi son safhasına ulaştı. Britanya'dan daha sonra Amerika Birleşik Devletleri'nin yardımını sağladıktan sonra, Filistin problemini Birleşmiş Milletler'e götürüp, problemin çözülmesini istedi. BM, Kasım 1947'de Filistin'in biri Yahudi öteki Arap olmak üzere iki devlet arasında paylaşılmasına karar verdi. Yahudiler bu kararı kabul etti; Araplar ise, 400.000 Arap sivili İsrail toprakları içerisinde bırakacak olması ve Filistin topraklarının yalnızca %7'sinin sahibi olmalarına rağmen Yahudilere bölgenin %56'sını vermesi nedeniyle planı reddetti. Kudüs şehrine ise BM denetiminde milletlerarası bir bölge statüsü tanındı. Aynı sorunların devam etmesi nedeniyle bu çözüm de Arapları tatmin etmedi. Bu yüzden ilk İsrail-Arap savaşı olan İsrail-Filistin Savaşı başladı.</li>
</ul>
<p>    Tarihler <span><strong>14 Mayıs 1948</strong>' i gösterdiğinde artık Bir yahudi devleti kurulduğu ilan edildi. </span></p>
<p><img src="https://myblog.tc/uploads/images/2025/06/image_750x_685597ca00ced.jpg" alt=""></p>
<p>    Haritada gösterildiği üzere <span>14 Mayıs 1948 ta kuruluş ilan eden israil sürekli genişleme ve işgal politikası güttü, yıllar geçtikçe arkasına bir çok ulusu alan israil topraklarını günden güne sinsice genişletti. Gazze üzerine birçok kez savaşta yasaklanan fosfor bombaları atıldı bu bombalar sivil ayırt etmeksizin yapıldı.</span></p>
<p><img src="https://myblog.tc/uploads/images/2025/06/image_750x_685598ba01861.jpg" alt=""></p>
<p><img src="https://myblog.tc/uploads/images/2025/06/image_750x_685598ba84d1f.jpg" alt=""></p>
<p></p>
<p><img src="https://myblog.tc/uploads/images/2025/06/image_750x_685598b968589.jpg" alt=""></p>
<p>(şifa hastanesi bombalanması) </p>
<ul>
<li>2025 te bu saldırılar tam bir genişleme ve filistinlilere Mısır ve ya Ürdün de güvenli bir bölge oluşturma niyeti güdülerek yok etme planı uygulandı, Sivil halka güvenli ve ateş edilmeyecek bölgeler verildi, bombalamadan kaçan halk israilin verdiği bu bölgelere yöneldi, daha sonra israil uçakları bu bölgeler, hastaneleri, kiliseleri ve camileri bombalamaya başladı, İsrail katliam yapmaya başladı, dünya sessiz kaldı, kalmak zorunda bırakıldı, bir kaç ülke kınayabildi, ancak her hangi bir müdehale yapılamadı, uluslar arası bir toplantı yapıldığında ve ya konuşulduğunda israil saldırıların durduurulduğunu açıklasa da gün geçmeden bombardıman devam etti, 13 06 2025 tarihinde güvenliğini gerekçe göstererek İran nükleer santralini açıklamalarına göre 40 uçak ile vurdu, ancak iran misilleme yaparak karşı saldırı verdi, </li>
</ul>
<p>         Bugün bu saldırıların 7. günündeyiz bölge gerilimi kaldırılamaz halde, savaş tüm şiddetiyle devam ediyor, tüm devletler savaşın yayılmasından şüphe ediyor ancak savaş zaten vardı, insanlar kendi hayatlarının zorluğunda bir gün hatırlıyor bir gün unutuveriyorlardı, süreci birlikte izleyeceğiz</p>
<p>       </p>
<p></p>
<h1><strong>Asıl Konumuza dönecek olursak</strong></h1>
<p></p>
<p>          Bu olayı günümüz şartlarında yorumlamak istedim, Yahudiler, bir çok güce sahip oldular, bunlar medya, zengin iş adamları ve diğer topraklarda yaşayan yahudi asıllı vatandaşların, kendilerini gizleyerek diğer ülkelerde, gerek bireysel gerekse bizzati yahudi lobi, örgüt, cemaatlerince desteklenmesi ile dünya çapında söz sahibi oldular. Bir çok iş dalında başarılı hale geldiler, merkez bankaları, borsalar, kredi kartları, bankacılık sistemleri, teknolojik gelişmeler, dünyada bulunan bir çok toplumsal örgütlenme, iş dünyası, medya, silah sektörü, bilim dünyası, üniversiteler,  sinema sektörü, siyaset, hazır gıda, kahvecilik... daha sayılamayan bir çok sektörde, desteklerini gizli bir şekilde vererek dünyada bir çok noktaya hükmettiler ve gizlice hükmetmeye devam ediyorlar, gizli olmalarının en büyük nedeni nüfus güçleri, diğer halklara göre azınlıkta olmaları onları yaptıkları işlerde gizli olmaya itiyor. </p>
<p>          Ancak bu katliama dur demek için sokaklara çıkan yahudilerde vardı, çünkü çocuk cesetlerinin ortaya saçılışını görmüşlerdi, sapkın bir zihniyetten kurtulmuş diğerlerini insan yerine koymayan anlayıştan çıkmış insani çıkışlarda vardı İşte bugun ki yazımızın asıl konusu ve vaadi gerçekleştirecek bir simgeyi konuşacağız bugün.</p>
<p>        Toplumu tamamıyla ele almamak lazımdır, tüm insanları aynı kefeye koyup yargılamamak gerekir, ecdad bir toplumu lanetlenmiş saymamıştır, bu da farklı bir zihnin kopuşu olup avrupada gelişen fikir akımlarındandır. İslam bize mazluma yardım etmeyi zalimin karşısında durmayı emrediyor, Filistin, Myammar, Doğu Türkistan, Kazıklı Voyvoda ve katliama uğrayan halkları, Bosna Hersek, İspanya Yahudileri, Hitler Almanyası, Sovyetlerden gemi ile kovulan ve gemileri batırılan kafkas halkları, Çeçenistan, Abhazya, Kırım,  Kıbrıs, Hocalı....  maalesef liste uzayıp gidiyor, insan oğlunun kötülüğünü bize gösteriyor, ancak mazlumun yanında olunması gerçeğini hiç bir ırktan olması değiştirmiyor.</p>
<p>      Filistinde yapılan katliamı alkışlarla destekleyip ölen çocukları gülerek izleyenler ile bu katliamın son bulmasını isteyenler aynı kefede yargılanmamalıdır, bölgede artık savaş çıkmış belkide dönülmez bir hale girmiştir, Türk askeri kara harekatını başlatır mı bilemeyiz ancak etrafımızda son ülke İran kalmıştı ki oraya da Uçak ve Füze ile operasyonlar düzenlendi, yukarda gar ağacının geçmişini okuduk, suçluyu suçsuzdan ayıracak simgeyi düşünür hale geldik, çünkü düşman insanlığı sorgulatsa da hepsini aynı kefede yargılamamak gerektiğini bize genetik kodlarımız ve kültürümüz öğretti.</p>
<p>      Bir Bilgisayar Mühendisi olarak konuyu farklı şekilde ele almak istedim, hem bir vaad gerçekleşecek hem de bu şekilde ayırt etme imkanı bulacaktık, günümüzde drone savaşları, yapay zeka, akıllı yöntemler, derin öğrenme, kameraya yansıyan kareleri anlamlandıran yazılımlar önemli bir yer alıyor. işte barışçıl ve barış isteyen ya da teslimiyeti kabul edip insanlık dışı, sapkınlıktan uzak olduğunu göstermek isteyen yahudiler için dronların ve askerlerin onları ayırabileceği bir simge oluşturdum, gar ağacının arkasına saklanan bir yahudi....</p>
<p><img src="https://myblog.tc/uploads/images/202508/image_870x_688ed867395da.jpg" alt=""></p>
<p><img src="https://myblog.tc/uploads/images/202508/image_870x_688ed863f4232.jpg" alt=""></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>KÖTÜ İNSAN DOĞUŞTAN MI KÖTÜDÜR?</title>
<link>https://myblog.tc/kotu-insan-dogustanmi-kotudur</link>
<guid>https://myblog.tc/kotu-insan-dogustanmi-kotudur</guid>
<description><![CDATA[ İNSAN DOĞUŞTAN KÖTÜ OLABİLİR Mİ ? ]]></description>
<enclosure url="https://myblog.tc/uploads/images/202507/image_870x580_6880a428556f9.jpg" length="56697" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 23 Jul 2025 10:40:06 +0300</pubDate>
<dc:creator>Nazmiye YILMAZ</dc:creator>
<media:keywords>Erdem, ahlak, kötülük, köşe yazısı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p> İnsan oğlu doğuştan kötü müdür ? bu çok akla takılan bir sorudur. Bu konu hakkında çeşitli teoriler vardır. H<span>içbir insan kötü doğmaz, kişiliksiz olarak doğar ve bulunduğu ortama göre kişiliği şekillenir veya değişir. İnsan doğduğu anda kötülüğün veya iyiliğin ne olduğunu bilmez, bu nedenle kötü veya iyi diye sınıflandırılması doğru değildir ancak insan tabii ki belli bir biyolojik eğilim ile doğar, ailesi tarafından da rol model aldığı anne baba kardeş gibi kişilerden gördüğü şeyleri taklit eder ise, görüşünü tamamiyle kabullenir ve onu benimser. </span></p>
<p>Doğuştan gelen anne karnındayken genlerden gelen bir agresiflik ya da davranış bozukluğu yoksa, yani sağlıklı normal bir insandan bahsediyorsak eğer zaman ilerledikçe kötülük yapmaya itilir, yaşanan olaylar, çevre etkenleri, edinilen arkadaşlıklar vesaire kişiyi kötü olmaya itebilir ama insan kötü doğmaz. İnsan denilen varlık doğduğu zaman çevresini öğrenmeye ve çevresinden gördüklerini taklit etmek üzerine programlanmıştır. bir çocuk bir bebek kendi kendini eğitemez, çevresinden öğrenir, doğduğu günden beri sadece şiddeti öğrenen biri, nefreti sevgi zanneder. Charles Milles Manson'u hatırlayalım, annesi hayat kadınıydı ve daha Charles küçükken hapise girmişti. Charles ise sokakta hırsızlık ve serserilik yaparak gençliğinde hayatta kalmayı başarmıştır çünkü başka seçeneği yoktu. haliyle bir suç makinesine dönüştü.</p>
<p>Bir de şöyle bir gerçek var, parasızlık bütün kötülüklerin ansıdır. Bir insan hayatta kalmaya programlanmıştır. yani onu aç bırakırsan, eğitimsiz bırakırsan, sevgisiz bırakırsan çevresine saldırmaya başlaması tipik bir insan davranışıdır. Zengin ülkelerde huzur, fakir ülkelerde ise suç ve suistimal vardır. Mesela çok uzağa gitmeyelim Venezuella 2012 seçimlerinden sonra baş gösteren ekonomik kriz çıkınca suç oranları inanılmaz derecede arttı. insanlar aynı kişiler, kimse kısa sürede  bir anda dönüş yapıp suçluya dönüşmez. Bir anda değiştiren bu dönüşümü yapan şey çevre şartlarıydı.</p>
<p>Sonuç olarak insan doğuştan kötü değildir.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>ORTAYA KARIŞIK ....</title>
<link>https://myblog.tc/ortaya-karisik</link>
<guid>https://myblog.tc/ortaya-karisik</guid>
<description><![CDATA[ Kimi anamın sözü kimi  hayatın özü ]]></description>
<enclosure url="https://myblog.tc/uploads/images/202507/image_870x580_686d50afae319.jpg" length="52800" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 08 Jul 2025 20:09:07 +0300</pubDate>
<dc:creator>İrfan GÜLER</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><strong><u>ŞERİFE ANA SÖZÜ</u></strong></span></p>
<p> </p>
<ul>
<li><span>Ellerin bebeleri kargaya pabuç giydiriyor, siz uyuntusunuz (beceriksiz)</span></li>
</ul>
<p> </p>
<ul>
<li><span>Ellerin bebesi çakmak gibi, siz de elevaysınız. (pasif)</span></li>
</ul>
<p> </p>
<p> </p>
<ul>
<li><span>Dışarıda düşmanı çekemeyeni görünce ağzınızda fındık fıstık yer gibi geviş getirin.</span></li>
</ul>
<p> </p>
<ul>
<li><span>Dosta düşmana karşı yediğiniz ekmeğin arası boşsa da bal dürümü yiyormuş gibi yapın</span></li>
</ul>
<p> </p>
<p> </p>
<ul>
<li><span>Görmemişin oğlu olmuş çekmiş pipisini koparmış</span></li>
</ul>
<p> </p>
<ul>
<li><span>AR’ına geçe yamayım ( olduğundan farklı görünenler için )</span></li>
</ul>
<p> </p>
<p> </p>
<ul>
<li><span>Sizi  istemeyenler üfleseler sönsün diye, siz daha çok alev alın</span></li>
</ul>
<p> </p>
<ul>
<li><span>Hayat öyle garip ki elinden tutan yok , ölünce omzunda taşıyan çok</span></li>
</ul>
<p><span>    ----------0----------</span></p>
<p><span><strong>DÖRT SINIF İNSAN VARDIR</strong></span></p>
<p><span>*,Bilmeyen ve bilmediğini de bilmeyen adam         -&gt; Bu AHMAK’dır. -&gt; Uzak durun.</span></p>
<p><span>* Bilmeyen lakin bilmediğini  bilen adam                -&gt;  Bu CAHİL’dir -&gt; Ona öğretin</span></p>
<p><span>* Bilir lakin bildiğini bilmez adam                            -&gt; Bu GAFİL’dir -&gt; Bu Uykudadır, onu uyandırın.</span></p>
<p><span>*Bilir, bildiğini de bilir                                               -&gt; Bu ALİM’dir -&gt; Ona uyun</span></p>
<p><span>----------0----------</span></p>
<p><span>                                                                          <strong>ŞU BEŞ KİŞİ İLE ARKADAŞ OLMA</strong></span></p>
<ul>
<li><span>FASIK  ( ALLAH CC ’un emirlerine uymayan )-&gt; O seni bir lokma yemeğe veya çok az bir şeye satar, hırsına kurban eder.</span></li>
<li><span>CİMRİ -&gt; Muhtaç olduğun bir zamanda o seninle ilişkisini keser.</span></li>
<li><span>YALANCI -&gt; O serap gibidir; yakını uzak, uzağı yakın gösterir.</span></li>
<li><span>AHMAK -&gt; O sana faydalı olmak isterken zarar verir.</span></li>
<li><span>SILA-İ RAHMİ TERK EDENLER -&gt; Kur’an-ı Kerim’de üç yerde akrabası ile ilişkisini kesenler mel’un denmektedir.</span></li>
</ul>
<p><span>          ----------0----------</span></p>
<p><span>*Kin ile Din,                                                    *Kindardan dindar,                              * Kalp Atıyor Zaten</span></p>
<p><span>Bir Arada Olmaz                                            Dindardan kindar olmaz                     Önemli Olan Ritmini  </span></p>
<p><span>                                                                                                                                     Değiştirebilmektir.</span></p>
<p><span>*İnsanlar artık ayakkabı mağazası gibi, her türlü numara var</span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>KISSADAN HİSSELER</title>
<link>https://myblog.tc/kissadan-hisseler</link>
<guid>https://myblog.tc/kissadan-hisseler</guid>
<description><![CDATA[ İçinde ders barındıran fıkralar ]]></description>
<enclosure url="https://myblog.tc/uploads/images/202507/image_870x580_686d504e40773.jpg" length="103172" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 08 Jul 2025 20:07:30 +0300</pubDate>
<dc:creator>İrfan GÜLER</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span>Napolyon bir gün savaştan geldiğinde, ülkesinde Kabine toplanmış herkesin haritanın başına geçip kendisini eleştirdiğine şahit olmuştur. Haritada parmaklarını gezdirerek “ Şurayı alacaktın, şurayı alacaktın daha sonra şuraya gidecektin “diyorlarmış. Onun yanlış yaptığını savunup duruyorlarmış. Napolyon bu durumu fark edip ,kızmış. “ Buralar haritada parmak gezdirmek ile alınsa idi ben de öyle yapardım” demiş.</span></p>
<p> </p>
<p><span>                                                                          --------------------</span></p>
<p> </p>
<p><span>Galileo’nun ( Teleskobun Mucidi) kulakları çok büyük olduğundan herkes kulakları ile dalga geçermiş. Yine bir gün toplum içerisinde; birisi dalga geçmek için “ Kulaklarınız bir insan için çok büyük değil mi ?” demiş, o da düşünmüş “ doğru “ demiş. “ Ama seninki de bir eşşek için çok küçük”</span></p>
<p> </p>
<p> </p>
<p><span>                                                                           ------------------------</span></p>
<p><span>İncili Çavuş’u Fransa Kralına elçi olarak gönderdiklerinde İncili Çavuş üstü başı yırtık pejmürde bir halde imiş, bu vaziyette kralın huzuruna çıkmış. Kral çok hiddetlenmiş “ Bu vaziyette birisini benim karşıma gönderdiler” demiş. İncili Çavuş da “ Osmanlı adamına göre elçi gönderir, ondan olsa gerek” diyerek cevap vermiştir.</span></p>
<p> </p>
<p> </p>
<p><span>                                                                               ------------------------</span></p>
<p><span>“Servet ayaklarınızın altında ama neden bu kadar fakirsiniz ? “ denilen filozof. “Onu almak için aşağı eğilmek gerekir, o yüzden” demiş.</span></p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p><span>                                                                                  ---------------------------</span></p>
<p><span>Challenger ( Amerikan Uzay Mekiği) ,adı meydan okuyan demek olmasına rağmen havalandıktan 1 dakika sonra patlamıştır. ALLAH (C.C.) ‘ya meydan okunmaz ; Servetine güvenen aç ölür , gücüne güvenen zayıf ölür , Hakimiyet yalnız ALLAH (C.C.)’ındır.</span></p>
<p> </p>
<p><span>                                                                                ----------------------------</span></p>
<p> </p>
<p><span>Anne karnında yediniz içtiniz idrar yapmadınız, Ahirette de yeyip, içip idrar  yapmayacaksınız.</span></p>
<p> </p>
<p> </p>
<p><span>                                                                                         ------------------------</span></p>
<p><span>Of’li hoca köyünden çıkmış, kasabaya doğru giderken çok coşkun akan bir ırmağa denk gelmiş. Irmaktan geçmeye çalışırken birden iki tane eşkıya yanına yaklaşmış. Demişler ki ; “ İhtiyar bizi sırtına alıp karşıya geçeceksin yoksa seni öldüreceğiz “. Hoca çaresiz ikisini de sırtında karşıya geçirmiş, karşıya geçtiklerinde hocaya “ ihtiyar sen ne tarafa gidiyorsun “ demişler, hoca da “ kasabaya” deyince “ biz de o tarafa gidiyoruz “ diyerek beraber yola koyulmuşlar. Yolda ilerledikçe ihtiyarı görenler selam verip saygı duyuyorlarmış. Eşkiyalar bu adam büyük bir adam acaba kim diye merak etmeye başlamışlar. Kasabaya varınca “ oo hocam, hoş geldin “ diyerek eline sarılmışlar. İki eşkıya bakmışlar ki bu büyük bir hoca “ bilmiyorduk hocam ayıp ettik” diye özürlenmeye başlamışlar, hoca da  eşkıyalara dönüp  “ Ben size bir şey demiyorum da , ben ne günah işledim de Allah sizin gibi iki eşkıyayı bana sırtımda ırmaktan karşıya geçirttirdi diye düşünüyorum” demiş.</span></p>
<p> </p>
<p> </p>
<p><span>                                                                                         ---------------------</span></p>
<p> </p>
<p><span>Şemsiyenin icadı :</span></p>
<p><span>Orta Çağ’da Paris, Roma vb. Avrupa ülkelerinde tuvalet kültünde olmadığı için , herkes evinde pisler poşet ile pencerelerinden dışarı atarlarmış. Sokakta bulunanların kendilerini bu pislikten korumak için ürettikleri trajikomik icat ise şemsiyedir.</span></p>
<p> </p>
<p> </p>
<p><span>                                                                                                                                                                                                                                                                   ---------------------------</span></p>
<p> </p>
<ul>
<li><span>Yezid’in uyanığı Hz. Ali gibi görünür.</span></li>
<li><span>Keçi nereye çıkar ise oğlağı da oraya çıkar.</span></li>
<li><span>Kurttan kurt doğar, koyundan kuzu doğar.</span></li>
<li><span>Kafirler ile hareket eden, onlar ile birlikte değerlendirilir.</span></li>
<li><span>Akıllı kızını veresiye, deli evlendirip gönderir.</span></li>
<li><span>Akıllı çok düşünür, deli çabuk karar verir.</span></li>
<li><span>Her dönemin adamı değil, her dönem adam olacaksın. (Rauf DENKTAŞ)</span></li>
<li><span>Dünya’da iki kadim millet vardır. Türkler ve Çinliler…Diğer milletler sonradan oluşmuştur.</span></li>
</ul>
<p> </p>
<div>
<p>                                              ----------------------------------</p>
</div>
<p><span>Bir uçakta aslan ile karga yolculuk yapıyorlarmış.</span></p>
<p><span>Karga iki de bir hosteslere sarkıntılık edip , taciz ediyormuş. Aslan bakmış ki kargaya bu davranışından dolayı hiçbir şey olmuyor. O da başlamış sarkıntılık ve sulu şaka yapmaya…. Biraz sonra hostes pilota giderek herşeyi anlatmış. Pilottan aslanı da kargayı da uçaktan aşağı atmış. Karga uçuyormuş , aslan “ düşüyorum, öleceğim” diye feryat ediyormuş. Karga uçarak aslanın yanına gelmiş “ Lan ibne, uçmayı bilmiyorsun, neden ibnelik yapıyorsun? “ demiş.</span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>TECRÜBEYE DAİR....</title>
<link>https://myblog.tc/tecrubeye-dair</link>
<guid>https://myblog.tc/tecrubeye-dair</guid>
<description><![CDATA[ Başkalarının hayatından ders alın. İnsan bütün hataları kendi yapacak kadar uzun yaşamıyor. Eleanor Roosevelt ]]></description>
<enclosure url="https://myblog.tc/uploads/images/202507/image_870x580_686d4efe3e0d2.jpg" length="63196" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 08 Jul 2025 20:06:09 +0300</pubDate>
<dc:creator>İrfan GÜLER</dc:creator>
<media:keywords>Köşe yazısı, yazarlar, deneme, makale, tecrübe, yaşam, hayat</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<h1 style="text-align: center;"><span><strong>TECRÜBEEE</strong></span></h1>
<p>İnsanlar dünyayı terk ederken ise elleri her zaman açıktır ve sanki şunu demek isterler: Hiçbir şey benim kontrolümde değil, yanımda götürebileceğim tek şey anılarım, geride bırakacağım tek şey ise tecrübelerimdir.<span> </span><span><strong>Paulo Coelho</strong></span></p>
<p>Yaşlanarak değil, yaşayarak kemale erilir; zaman insanları değil, armutları olgunlaştırır. Yapmadıklarımdan ya da yapamadıklarımdan değil, yaptıklarımdan pişman olmayı tercih ediyorum.<span> </span><strong><span>Peyami Safa</span></strong></p>
<p>İnsanlar yavaş yavaş inanmamayı, güvenmemeyi, sevmemeyi ve kronik şüpheci olmayı öğrenir. Bu gerçekleştiğinde artık ne yazık ki çok geçtir. İnsanların ‘tecrübe’ dediği şey budur. Kalbiyle bağlantısını kaybetmiş bir insana ‘tecrübeli’ denir.<span> </span><strong><span>Anonim</span></strong></p>
<p>Başkalarının hayatından ders alın. İnsan bütün hataları kendi yapacak kadar uzun yaşamıyor.<span> </span><strong><span>Eleanor Roosevelt</span></strong></p>
<div class="ads" id="ezoic-pub-ad-placeholder-118"></div>
<p>Bir insanın akıllı davranabilmesi için üç yol vardır: birincisi, iyi düşünmektir, bu en soylusudur. İkincisi, taklit etmektir, bu en kolaydır. Üçüncüsü, denemiş olmaktır, bu en acısıdır.<span> </span><strong><span>Konfüçyus</span></strong></p>
<p>Her ilke bir yargıdır, her yargı tecrübenin sonucudur ve tecrübe sadece algıların çalışmasıyla elde edilir.<span> </span><strong><span>Marquis De Sade</span></strong></p>
<p>Hayattaki zorlukları düşmanımız değil de tecrübe edinebileceğimiz kaynaklar olarak görmek daha faydalı değil midir?<span> </span><strong><span>Paulo Coelho</span></strong></p>
<p>Ders almak değildir anlamak. Tecrübe asla! Kıyasla da varılmaz bu noktaya. Sadece anladığının farkında olmaktır gereken.<span> </span><strong><span>Hakan Günday</span></strong></p>
<div class="ads" id="ezoic-pub-ad-placeholder-120"></div>
<p>Yalnızca yapmış olduklarımızdan değil, kaçındığımız işlerden de sorumluyuz.<span> </span><strong><span>Moliere</span></strong></p>
<p>Tecrübe okulunun öğrenim ücreti yüksektir; ama akılsızlara bir şeyler öğretebilen, başka okul da yoktur.<span> </span><strong><span>Jonathan Swift</span></strong></p>
<p>İster acı ister tatlı olsun; her tecrübe, ruhun bir kısmına şekil verir.<span> </span><strong><span>Antoine De Saint-Exupéry</span></strong></p>
<p>Kim tecrübelerden ders alır ve tecrübeler kendini olgunlaştırırsa, ona akıllı; kim tecrübelerden bir şey anlamazsa, ona ahmak ve câhil denir.<span> </span><strong><span>İmâm-ı Gazâlî</span></strong></p>
<p>Yeni süpürge iyi süpürür, ama köşeleri bilen de eskisidir.<span> </span><strong><span>İrlanda Atasözü</span></strong></p>
<div class="ads" id="ezoic-pub-ad-placeholder-121"></div>
<p>İnsanın varlığı sırla kuşatılmıştır. Bizim dar bilgimiz ve tecrübemiz sınırsız denizlerde bir küçük adadır sadece.<span> </span><strong><span>John Stuart Mill</span></strong></p>
<p>Bütün sahip olduğumuz bilginin tecrübe ile başladığına şüphe yoktur.<span> </span><strong><span>Immanuel Kant</span></strong></p>
<p></p>
<p><span>Az yaşa çok yaşa,</span></p>
<p><span>Azrail ile çıkamazsın başa,</span></p>
<p><span>Er ya da geç uzanacaksın</span></p>
<p><span>Cami avlusundaki soğuk taşa</span></p>
<p><span>Bakalım ne gelecek bu başa…</span></p>
<p><span>Onun için rızıktan çekme tasa</span></p>
<p><span>Takdir edilen gelir başa</span></p>
<p><span>Evhamlanma, daralma boşa</span></p>
<p><span>Ölüm gerçek gitmese de hoşa</span></p>
<p><span>İşte buna göre, var yaşa…</span></p>
<p><span><strong>                                                           İrfan GÜLER</strong></span></p>
<p> </p>
<p><span>Tecrübe bir insanın doğumu, fakirliği, açlığı, göçü, itilmişliği, kakılmışlığı, amaçları, hedefleri, hüzünleri, ayrılıkları, kavuşması, kısaca hayatı boyunca karşılaşmış olduğu her türlü fiil ve olay karşısında becermeye çalıştığı, geliştirmeye çalıştığı, karşı koymaya çalıştığı refleksleri, uğradığı ihanetleri belki de kendisinden kaynaklı yaptığı ihanetleri kötülükleri, zulümleri, ya da kendisine yapılan güçlerin yetmeyeceği, dayanılamayacak acılar karşısında uzunca bir dönem sonrasında elinde kalan bilgi, duygu ,davranış birikimi olarak düşünülebilir.(Avam bir tabir ile hayat boyunca yediği kazıkların toplamı deniliyor. )</span></p>
<p><span>Tecrübe, çok zor kazanılan ama kıymeti bilinmeyen bir birikimdir. Bu birikimden ancak tecrübe sahibi insanlar faydalanma yoluna gidebilir. Tecrübe hayatın her merhalesinde her yerde sihirli bir değnektir. Her alanda her türlü bilgi kullanılabilir onun için Eski Türk Devletleri geleneğine yaşlı bilge insanların tecrübesi ve genç insanların dinamizmi bir araya getirilmek suretiyle zorlu devlet işlerinin çalışılmasına çalışılırdı. Yani hükümdarlar, padişahlar her ne kadar genç olsalar da ak saçlılar, bilge insanlar ve tecrübeli insanlardan oluşan bir konsey iştişare heyeti bulunurdu. Bunun için denilmiştir ki “ Danışan yüce dağı aşar, danışmayan düz ovada şaşar”  , bu tecrübe birikiminden faydalanılması günümüz koşullarına uyarlanırsa hem her türlü konuda maliyetler azalır, itilaflar azalır, yersiz iş ve fiiller son bulur, toplumun refahına ve gelişmesine hizmet eder. Hem nasıl aileler evlerinin önünü süpürürse bütün sokak temiz olur, tüm sokaklar temiz olursa şehir, şehirler temiz olursa ülke temiz olur ve bütün ülkeler temiz olduğunda dünyamız temiz olur. İşte tecrübede temizlik gibi bir şeydir. Tecrübenin kıymetini bilen fert, aile, toplum, devlet, bu tecrübelerden faydalanıldığı takdirde insanlığın yüksek medeniyetlere ulaşması imkanı elde edilebilir.  Fazla da konuyu uzatmadan tecrübe ile ilintili birkaç basit  örnek vermek gerekir ise;</span></p>
<p> </p>
<p> </p>
<ol>
<li><span>Hastahane polikliniğine iyi giyimli, bakımlı, güzel konuşan bir genç gelir. Hemşire hanıma derki “Benim kafamda küp var, çok ağrı çekiyorum, tedavi olmak istiyorum” , Hemşire hanım kafasını kaldırır, adamı baştan aşağı süzer “ Beyefendi benimle dalga mı geçiyorsunuz? Öyle bir şey olur mu, git başımdan “ diyerek adamı uzaklaştırmaya çalışır. Ancak adam çok ısrarcıdır, yüksek sesle bağırmaya çalışıyor “ Başım ağrıyor kadın, başım ağrıyor,  beni tedavi edin” diyerek poliklinikte kargaşa çıkarır. Hemşire baktı ki hasta ile başa çıkamayacak poliklinikteki genç doktora gider durumu anlatır, doktor odasından hışımla çıkar “ adamın üzerine doğru yürür. “ işin gücün mü yok kardeşim, niye ortalığı karıştırıyorsun, neden etrafa rahatsızlık veriyorsun” der. Genç daha da saldırganlaşarak sağa sola saldırır, poliklinikte çok büyük bir kargaşa vardır, işler karmaşık bir hal almıştır, itişip kakışmalar ve bağrışmalar ortam iyice karışmıştır. Bu işleri duyan koridorun sonundaki yürümeye mecali olmayan, gözlüğünü anlına atmış beli bükülmüş kel yaşlı bir hoca seslere gelir, genç doktora sorar “ Evladım mesele nedir? “ genç doktor ve hemşire bunalmış bir şekilde “ bu kişi kafamda küp var diyor, ağrıdan duramıyorum deyip tedavi talep ediyor, hiç öyle iş olur mu biz anlayamadık işi, başa çıkamadık” derler. Yaşlı hoca ,        hasta kişiye sakin ve merhametli  ses tonu ile “ gel evladım , derdini söyle bakayım bir de ben dinleyeyim “der. Hasta adam nihayet kendini dinleyecek, yüzüne bakınca rahatladığı sakin, derdini anlatabileceği bir insanla karşılaştığını düşünerek “ hocam “ der “beni hiç kimse anlamıyor, hakikaten kafamda küp var kafam patlayacak gibi oluyorum , acılara dayanamıyorum ,bana bir çare “der. Hoca “tamam evladım anladım ben seni , tedavi edeceğim ben seni “ der. Hoca genç doktor ve hemşireye” hemen ameliyathaneyi hazırlayın, bu hastamızı ameliyat edelim rahatlatalım “der. Hastayı alır sedyeye yatırıp ameliyathaneye götürürler, tam teşekküllü bir ameliyat şekli alınır. Yaşlı hoca o arada sağlık teknisyenine derki “ Evladım, bir küp ve bir çekiç bulun ve hastaya göstermeden ameliyathaneye getirin” . Ameliyathaneye girer hastanın üzerine örtüyü çektirir. Hastanın kafasının tam yanına küpü yerleştirir, eline çekici alır, hastanın kulağına eğilerek “ evladım senin kafandaki küpü çıkaracağım ama biraz acıyacak ,sabırlı ol seni rahatlatacağım “ diyerek eliyle hastanın saçını kavrar  gücü yettiğince çeker hastaya da bu arada derki “ evladım sabret, kafandan küpü çekiyorum biraz sonra çıkaracağım, rahatlayacaksın”  bu arada iyice kafasını acıtmak için saçını çeker biraz sonrasında hastanın yanı başındaki küpe çekiçle vurarak küpü kırar . “ Bak evladım küpü çıkardım , sen de görebilirsin” diyerek kırılan küpü hastaya gösterir. Hasta ayağa kalkar , hemen hocanın eline sarılır ve  “ Hocam Allah razı olsun dünyaya yeniden gelmiş gibi oldum , kafam rahatladı ,sağ ol” der , hastahaneden tedavi olmuş şekilde ayrılıp gider. Genç doktor ve hemşire hayretler içerisinde olanı biteni anlamaya çalışırken, yaşlı hoca odasına doğru küçük bir tebessüm ile yol alır. ( Herkes kendi okuduğuna göre dersini alsın.)</span></li>
</ol>
<p> </p>
<ol start="2">
<li><span>Üniversite son sınıfta tek ders sınavına girecek olan 4 öğrenci aynı evde kalıyorlar ancak  uyuyakaldıkları için sınava geç kalıyorlar ve ne yapsak ne etsek diye düşünürken güzel bir bahane uydurarak hocaya gidiyorlar “hocam biz aynı evde kalıyoruz  sınava geç kaldık , taksi ile geliyorduk ancak taksinin tekeri patladığı için sınava yetişemedik “ diyorlar, hoca talebeleri dinliyor, tepeden tırnağa çocukları süzerek “tamam evladım, size ayrı sınav yapayım” diyor. İkişer masa aralıkla bu 4 öğrenciyi oturtarak, tek bir soru soruyor “ arabanın hangi lastiği patladı ? Yazınız “ . Bu 4 öğrenci de sınav kağıdına ayrı lastiğin patladığını yazıyor, sınav kağıtlarını hoca okuduğunda ise söylemiş oldukları yalan ortaya çıkıyor (herkes hissesine düşeni alsın)</span></li>
</ol>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<ol start="3">
<li><span>Adamın birisi hastahaneye girmiş, “Hastayım her yerim ağrıyor” demiş, doktor muayenehaneye almış, doktor hastayı muayene etmeye başlamış “ tam olarak neren ağrıyor “ diye sormuş, hasta işaret parmağı ile  başım, dişim, gözüm , kulağım, elim, ayağım, vücudumun her yeri ağrıyor diye göstermiş. Bu kadar yerin hep birlikte ağrımasına anlam veremeyen doktor, hocasına giderek sormuş “ değişik bir hasta var efendim, bakar mısınız ? “, hoca geldiğinde de  hasta aynı şeyleri tekrarlamış , hoca düşünmüş düşünmüş bu kadar çok ağrıya anlam verememiş “ evladım elini uzat bakalım” demiş, hoca muayane amaçlı ellerine dokunurken , hasta işaret parmağına gelindiğinde “çok ağrıyor “ diye bağırmaya  başlamış, anlaşılmışki hastanın işaret parmağı kırık olduğundan her yerini ağrıyor sanmaktaymış.</span></li>
</ol>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<ol start="4">
<li><span>Bir Türk Subayı ile İngiliz Subayı bir toplantıda karşılaşıp ahbap olmuşlar, ahbaplıkları ilerleyince ,sohbet arasında İngiliz Subay demiş ki “ Biz Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin güçlü olmasını istemiyoruz, devamlı zayıf durumda olmasını istiyoruz” , Türk Subayı sormuş “ Neden böyle düşünüyorsunuz?”  İngiliz Subayı çünkü demiş “ Siz , en zayıf zamanınızda devlet kurdunuz, çok güçlü olduğunuz zamanı düşünmek bile istemiyoruz (İngiliz çıkarları için)</span></li>
</ol>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<ol start="5">
<li><span> Dünya üzerinde yaşayan devletler, milletler kendilerine en yakın davranış sergileyen  hayvanları mit olarak seçmişlerdir. Ruslar kendilerine ayıyı mit olarak seçmiştir çünkü ayı ;</span></li>
</ol>
<ul>
<li><span>Çok güçlü olduğu zaman SALDIRGANDIR.</span></li>
<li><span>Çok zayıf olunca mağaraya çekilir.</span></li>
<li><span>Kendinden başkasını düşünmez.</span></li>
</ul>
<p> </p>
<ol start="6">
<li><span>Eski Türk Devletleri’nde devlet yönetimi için toplanılan odada 2 vezir tartışıyormuş. Birisi diyormuş ki “ kardeşim, her şeyin başı eğitim” diğeri de diyormuş ki “ yok azizim, her şeyin başı asalet” böylece tartışırlarken, bu toplantıları kendini göstermeden dinleyen hükümdar , toplantı salonunu izlediği bölmeden başını uzatarak “ Vezirlerim ! Size  bir hafta süre, kendi tezlerinizi bana bir hafta sonra ispat edin” demiş. Eğitim önemlidir diyen vezir bir kediyi almış bir hafta eğitmiş . Bir hafta sonra hükümdarın huzurunda iki vezir kendi tezlerini ispat etmeye  koyulmuşlar , eğitim önemlidir diyen vezir, parmağını bir şıklatmış kedi tepsiyi almış , bir daha şıklatmış kedi kahve fincanını tepsiye koymuş, bir daha şıklattığında  kedi tepsi ile kahveyi hükümdara ikram etmeye gelirken, asalet önemlidir diye savunan vezir, cebinde getirdiği fareyi kedinin önüne atınca kedi fareyi görüp bir hışımla tepsiyi yere çalmış, fareyi yakalamak için koşmaya başlamış.  (herkes anladığı şekliyle payını alsın)</span></li>
</ol>
<p> </p>
<p> </p>
<ol start="7">
<li><span>Yanında oğlu ile birlikte dışarıdan bir adam Kayseri’ye ticaret yapmak için gelmiş. Kayseri’ye gelince adam oğluna dönüp “ oğlum , acıktık , git oğlum Kayserililere sor , hem bizi doyuracak hem susuzluğumuzu giderecek hem de eşeğimizin yiyeceği bir yiyecek bir var mı sor “ demiş. Çocuk gitmiş, biraz sonra bir karpuzla gelmiş.<br>Babası oğluna demiş ki “ Buradan gidelim oğlum , burada ticaret yapılmaz” (Herkes hissesine düşeni alsın)</span></li>
</ol>
<p> </p>
<p> </p>
<ol start="8">
<li><span>Temel soyunmuş, denize girmiş, yüzmüş , dışarı çıkmış ki , elbiseleri çalınmış. Utancından önünü elleriyle kapatarak kaçmaya başlamış. Dursun, Temel’in arkasından bağırmaya başlamış “ Ula Temel önünü kim tanıyacak , yüzünü kapatsana “</span></li>
</ol>
<p> </p>
<ol start="9">
<li><span>Kayseri’ de , dışarıdan gelen bir adam çırağa bir malın kaç lira olduğunu sormuş . Çırak da “ Emmi alırken miiii , satarken miiii ?“ demiş.</span></li>
</ol>
<p> </p>
<ol start="10">
<li><span> .Amerikalı bir işadamı, Çinli bir işadamına alay ederek sormuş “ Sizin bu ölüleriniz yanına koyduğunuz pirinçleri ne zaman yiyecekler ? “ o da istifini bozmadan “ Sizin ölüleriniz başlarına koyduğunuz çiçekleri ne zaman koklayacaklarsa o zaman “ demiş.</span></li>
</ol>
<p> </p>
<p><span>Yani bu bölümde demem o ki , bazı insanlar kitap gibidir bazen yok satar,  bazı kitapsızlar da sizi yok yere satar. Zor yollara kolay insanlarla çıkılmaz yolda satarlar.  Bir insan ancak değerini bilenin yanında kıymetlidir , tecrübe de böyledir , değerini bilene kıymetlidir.</span></p>
<p> </p>
<p> </p>
<p><span>İrfan GÜLER</span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kısaca Kelami olarak İmam Hanife ve İmam Hanbel &amp;apos;in Görüş Farklılıkları</title>
<link>https://myblog.tc/kisaca-kelami-olarak-imam-hanife-ve-imam-hanbel-in-goerus-farkliliklari</link>
<guid>https://myblog.tc/kisaca-kelami-olarak-imam-hanife-ve-imam-hanbel-in-goerus-farkliliklari</guid>
<description><![CDATA[ Kısaca Kelami olarak İmam Hanife ve İmam Hanbel &#039;in Görüş Farklılıkları Sizlere Sundum... ]]></description>
<enclosure url="https://myblog.tc/uploads/images/202507/image_870x580_686d472f608aa.jpg" length="165820" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 08 Jul 2025 19:28:38 +0300</pubDate>
<dc:creator>İslamiFeylozof</dc:creator>
<media:keywords>İlahi, ilahiyat, dinler, dinler tarihi, kuran, kuranı kerim, İslam, Müslümanlık, Hristiyanlık, musevilik</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<table border="1" cellspacing="0" class="MsoTableGrid" style="width: 100%; height: 693px; border-collapse: collapse; border-width: 1px; border-spacing: 0px; background-color: #fbeeb8; border-color: #000000;">
<tbody>
<tr style="height: 139px;">
<td style="width: 9.9842%; border-color: #000000;">
<p style="text-align: center;"><span style="color: #000000; background-color: #fbeeb8;">          </span></p>
<p style="text-align: center;"><span style="color: #000000; background-color: #fbeeb8;">                     Kişiler         </span></p>
<p style="text-align: center;"><span style="color: #000000; background-color: #fbeeb8;">   Konular</span></p>
</td>
<td style="text-align: center; width: 49.3356%; border-color: #000000;">
<p> </p>
<p><span>EBU HANİFE</span></p>
</td>
<td style="text-align: center; width: 39.8398%; border-color: #000000;">
<p> </p>
<p><span>AHMED B. HANBEL</span></p>
</td>
</tr>
<tr style="text-align: center; height: 71px;">
<td style="width: 9.9842%; border-color: #000000;">
<p><span style="color: #000000; background-color: #fbeeb8;">ULUHİYYET</span></p>
</td>
<td style="width: 49.3356%; border-color: #000000;">
<p><span>Akıl yoluyla Allah’ın Zati ve Subuti sıfatlarını anlamak mümkün değildir ve eksiklik oluşturmaktadır.</span></p>
</td>
<td style="width: 39.8398%; border-color: #000000;">
<p><span>Gene aynı şekilde Kur’an ve hadislerden yola çıkılmadan Allah’ın Zati ve Subuti sıfatlarını doğru anlamak mümkün değildir.</span></p>
</td>
</tr>
<tr style="text-align: center; height: 91px;">
<td style="width: 9.9842%; border-color: #000000;">
<p><span style="color: #000000; background-color: #fbeeb8;">HALKU’L-KUR’AN</span></p>
</td>
<td style="width: 49.3356%; border-color: #000000;">
<p><span>Bu konu hakkında 3 farklı rivayet olsa da en çok rağbet görülen ve olması yüksek ihtimal olan Kur’an okumanın mahluk yani yaratılmış olduğunu söylemiştir, ama Kur’an muhteva olarak mahluk değildir görüşü hakimdir.</span></p>
</td>
<td style="width: 39.8398%; border-color: #000000;">
<p><span>Gene bu konu hakkında Hanbeli’ye ait 4 rivayet gelmişse de en çok rağbet olanı Kur’an’ın mahluk değil, insanların onu yazması ve okuması mahluktur görüşüdür.</span></p>
</td>
</tr>
<tr style="text-align: center; height: 71px;">
<td style="width: 9.9842%; border-color: #000000;">
<p><span style="color: #000000; background-color: #fbeeb8;">RU’YETULLAH</span></p>
</td>
<td style="width: 49.3356%; border-color: #000000;">
<p><span>Allah’ın dünya da değil ahirette görüleceği görüşündedir.</span></p>
</td>
<td style="width: 39.8398%; border-color: #000000;">
<p><span>Aynı şekilde Hanbel ’de, Allah’ın dünya hayatında değil ahiret hayatında görüleceği görüşündedir.</span></p>
</td>
</tr>
<tr style="text-align: center; height: 91px;">
<td style="width: 9.9842%; border-color: #000000;">
<p><span style="color: #000000; background-color: #fbeeb8;">NÜBÜVVET</span></p>
</td>
<td style="width: 49.3356%; border-color: #000000;">
<p><span>Peygamberlerin hepsi İsmet sıfatına layıktırlar. Fakat zelle denen hatalar yapabilirler. Peygamberler arasında üstünlük yoktur görüşü vardır.</span></p>
</td>
<td style="width: 39.8398%; border-color: #000000;">
<p><span>Bütün peygamberler aynı şekilde İsmet sıfatını taşırlar, peygamberler arasında üstünlük kavramı olduğunu söylerken en üstün olanın Hz. Muhammed olduğu görüşündedir.</span></p>
</td>
</tr>
<tr style="text-align: center; height: 71px;">
<td style="width: 9.9842%; border-color: #000000;">
<p><span style="color: #000000; background-color: #fbeeb8;">AHİRET</span></p>
</td>
<td style="width: 49.3356%; border-color: #000000;">
<p><span>Başka rivayetler de var olmasına karşın en çok rağbet göreni cennet ve cehennemin ebedi olduğu görüşündedir.</span></p>
</td>
<td style="width: 39.8398%; border-color: #000000;">
<p><span>Cennet ve cehennemin şu an olduğunu ve ebediyen devam edeceği görüşündedir.</span></p>
</td>
</tr>
<tr style="text-align: center; height: 159px;">
<td style="width: 9.9842%; border-color: #000000;">
<p><span style="color: #000000; background-color: #fbeeb8;">İMAN-GÜNAH</span></p>
</td>
<td style="width: 49.3356%; border-color: #000000;">
<p><span>İman, bilgi, tasdik ve ikrardan oluştuğu ve namaz kılmayanın günahkâr olduğu görüşündedir. Amel imandan bir parça değildir.</span></p>
<p> </p>
<p><span>Günah işleyen imandan çıkmaz görüşündedir.</span></p>
</td>
<td style="width: 39.8398%; border-color: #000000;">
<p><span>İki üç rivayet bulunmakla beraber imanın bilgi tasdik, ikrar ve uzuvların ameli olduğu görüşündedir ki bu da namaz kılmayanın kafir olduğunu getirir. Amel imandan bir parçadır.</span></p>
<p> </p>
<p><span>Büyük ve küçük günah işleyen imandan çıkmaz</span></p>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p style="text-align: center;"> </p>
<p style="text-align: center;"><strong><span>KAYNAKÇA</span></strong></p>
<ul>
<li style="text-align: center;"><span>Uzunpostalcı, Mustafa. “<em>Ebu Hanife</em>”. İSAM. Erişim 28.03.2021. <a href="https://islamansiklopedisi.org.tr/ebu-hanife">https://islamansiklopedisi.org.tr/ebu-hanife</a></span></li>
<li style="text-align: center;"><span>Kandemir, M. Yaşar. “<em>Ahmed b. Hanbel”.</em> İSAM. 28.03.2021. <a href="https://islamansiklopedisi.org.tr/ahmed-b-hanbel">https://islamansiklopedisi.org.tr/ahmed-b-hanbel</a></span></li>
</ul>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>&amp;quot;Huzursuzluk&amp;quot; &amp;apos;un Kısa Bir Kitap Tahlili...</title>
<link>https://myblog.tc/huzursuzluk-un-kisa-bir-kitap-tahlili</link>
<guid>https://myblog.tc/huzursuzluk-un-kisa-bir-kitap-tahlili</guid>
<description><![CDATA[ Zülfü Livaneli&#039;nin yazdığı Huzursuzluk adlı kitabın kısa bir analizi... ]]></description>
<enclosure url="https://myblog.tc/uploads/images/202507/image_870x580_686d466b54db2.jpg" length="70931" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 08 Jul 2025 19:25:18 +0300</pubDate>
<dc:creator>İslamiFeylozof</dc:creator>
<media:keywords>İlahi, ilahiyat, dinler, dinler tarihi, kuran, kuranı kerim, İslam, Müslümanlık, Hristiyanlık, musevilik, huzursuzluk</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<div>
<p><strong><span>Giriş</span></strong></p>
</div>
<p><span><strong>            </strong>İnsanların hayatları her zaman istedikleri gibi gitmez. İstemediği durumların içerisine kendi kontrolü dahilinde olmadan da istemsizce bu durumlara girebilirler. Bu durumlara düştüklerinde ise pişman olurlar, bir an önce oradan ayrılmak isterler. Bu konumuzda çok acıklı, üzücü bir olaydan alıntılanmış olan Huzursuzluk adlı kitabı ne kadar acıklı ve trajik yönünden bahsetmek istemek ile, biz Yezidi geleneği çerçevesi etrafında ilerleyeceğiz. Öncelikle “Yezidi geleneği nedir ve ne değildir?” konusundan kavramlarımızı tanımlayıp ardından ise Huzursuzluk adlı okuduğumuz kitabın bu çerçeve içerisinde değerlendirilmesini sizlere sunacağız.</span></p>
<div>
<p><strong><span>1. Yezidi Geleneği</span></strong></p>
</div>
<p><strong><span>1.1. Yezidi Geleneğinin Kelimesinin İsimlendirilesi</span></strong></p>
<p><span><strong>            </strong><span>Yezidi geleneği, tek inanış aksine birçok inançlardan kavramlar ve uygulamalar kullanması ve karakteri gereği Batını olmasından mütevellit kendi arasında kompleks bir yapıdır. Saydığımız çeşitlilikler hususuyla isim konusunda da kompleks konumundadır. Tek bir isimle nitelendirilmez. İsimlendirilmelerinin kökeni bilinmemekle beraber birçok teori ortaya atılmaktadır. Yezidi geleneği şu şekilde adlandırılmaktadır; Ezid, Ezidi, İzd veya Yezdan gibi, Tanrı, Yaratan veya Melek Tanrı anlamına gelen isimlerden türemiştir.<a href="https://myblog.tc/gecici/huzursuzlukkisakitaptahlili#_ftn1" name="_ftnref1" title="">[1]</a></span></span></p>
<p><strong><span>1.2. Kısaca Yezidi Geleneği Tarihi</span></strong></p>
<p><span>                         Yezidiler, tarihini literatürünün yetersizliği ve karakteri gereği zatları hususunda açık bir veri aktarımının meydana gelmesinin önüne adeta bir set çekmiştir. Yezidi geleneği tarihinin aydınlanması anlamında hep bir çelişmezlik olmuş aydınlatman kişilikler tarafından ortak bir noktaya varılamamıştır. Kimileri ilahi dinlere, Süryanilik’ ten geldiğini savunurken, bir kısım ise Mezopotamya uygarlıklarından geldiğini savunur. Genel olarak baktığımızda geçmişlerinde önemli şahsiyetlerden olan Adi b. Müsafir adlı bir kişinin kendi düşünceleri etrafında toplandığını görüyoruz.<a href="https://myblog.tc/gecici/huzursuzlukkisakitaptahlili#_ftn2" name="_ftnref2" title="">[2]</a></span></p>
<div>
<p><strong><span>2. Yezidi Geleneği Açısından Değerlendirme</span></strong></p>
</div>
<p><span><strong>            </strong><span>Kitabın belli yerinde Meleknaz’ın şeytan olarak olduğunu marul sayesinde anlaşıldığını söyleyen kişinin geçen marul kelimesi, Yezidi geleneği de birkaç iddia bulunmakla beraber kendilerinin zamanında yaşamış, Arap dilindeki bir bilgin kişinin adına benzemesi niteliğinde ki bilgiyi ve ona karşı gösterdikleri tepkileri bize yansıtmışlardır. Yezidi geleneğinde büyü gibi olayların olduğu da anlatımlara girmiştir. Müslüman olan Hüseyin’ in yardım adı altında onların kamplarına gidip ruh halinin değişmesi, onların insanları etkisi altına aldığına ve manipüle gibi konulardan bahsedilmiştir. Kitapta anlaşılana göre kendi göreneklerinden taviz vermeyen Yezidiler, kendilerinin sürekli acıdan beslenen kişiler olarak görmüşler, bir süre sonra karşılaştıkları insanlara da istemli de istemsiz de olsa aşılamaya başlamışlardır. Burada sürekli şeytan kelimesinden kastedilen mananın Yezidi inancında Melek Tavus’ a olan inançları da araya girmektedir. Kitapta Adviye’ nin ismi belki Yezidileşme hareketinden önceki Adeviyeler’ e atıf olabilir diye düşünüyorum, belki de tamamen tevafuktur. Yezidilerin dilinden, güneş ile olan ibadetlerini anlatırken biraz da bunun nedenini ve tavus kuşu ile Tanrı arasındaki olaylar silsilesi ve muhabbetini açıklamıştır. Toplumların Yezidi inancını İblise tapma babında sürekli sersefil hayat sürerek, kendilerine “İnsanlık ağacının kırılmış dalıyız” demektedirler<a href="https://myblog.tc/gecici/huzursuzlukkisakitaptahlili#_ftn3" name="_ftnref3" title="">[3]</a>.</span></span></p>
<p><span>            <span>Böylece kitapta yazılan acıklı hikâyede Livaneli, asıl mesajın mezhepler üzerinden birbirlerini sevmesi ve bunu fark etmeyip kendilerini “harese” kelimesine benzetip birbirlerini yaralayarak, kendilerini yaramalarını, kendileri üzerinde böyle bir etki olduğunu iki genç olan ana karakterin birbirine aşıklık teması içerisinde Yezidi </span>geleneği,<span> inanç tasavvur ve ibadetlerini Anadolu üzerinden güzel bir şekilde işlemiştir. Sağlıcakla kalın.</span></span></p>
<p><strong><span>Kaynakça</span></strong></p>
<ul>
<li><span>Bozan, Metin. “Yezidilik”. <em>İslam Mezhepleri Tarihi</em>. Ed. Hasan Onat- Sönmez Kutlu. 451-473. Ankara: Grafiker Yay., 9. Basım, 2020.</span></li>
<li><span>Livaneli, Ömer Zülfü. <em>Huzursuzluk. </em>İstanbul: Doğan Kitabevi Yay., 1. Basım, 2017.</span></li>
</ul>
<div> <hr>
<div>
<p><span><a href="https://myblog.tc/gecici/huzursuzlukkisakitaptahlili#_ftnref1" name="_ftn1" title="">[1]</a>Bozan Metin, “Yezidilik”<em>,</em> <em>İslam Mezhepleri Tarihi, </em>ed. Hasan Onat-Sönmez Kutlu, (Ankara: Grafiker Yay., 2020), 451.</span></p>
</div>
<div>
<p><span><a href="https://myblog.tc/gecici/huzursuzlukkisakitaptahlili#_ftnref2" name="_ftn2" title="">[2]</a> Bozan, “Yezidilik”, 452.</span></p>
</div>
<div>
<p><span><a href="https://myblog.tc/gecici/huzursuzlukkisakitaptahlili#_ftnref3" name="_ftn3" title="">[3]</a> Livaneli Ömer Zülfü, <em>Huzursuzluk, </em>(İstanbul: Doğan Kitabevi Yay., 2017), 48.</span></p>
</div>
</div>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bir Hristiyan Film Değerlendirmesi</title>
<link>https://myblog.tc/bir-hristiyan-film-degerlendirmesi</link>
<guid>https://myblog.tc/bir-hristiyan-film-degerlendirmesi</guid>
<description><![CDATA[ Tutku: İsa’ nın Çilesi (The Passion of the Christ) adlı filmin kendi bakış açımdan değerlendirilmesi. ]]></description>
<enclosure url="https://myblog.tc/uploads/images/202507/image_870x580_686d4408bf11c.jpg" length="68893" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 08 Jul 2025 19:15:17 +0300</pubDate>
<dc:creator>İslamiFeylozof</dc:creator>
<media:keywords>İlahi, ilahiyat, dinler, dinler tarihi, kuran, kuranı kerim, İslam, Müslümanlık, Hristiyanlık, musevilik</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><strong><span>Film Hakkında Bilgiler;</span></strong></p>
<p><strong><span>Film Adı: Tutku: İsa’ nın Çilesi (The Passion of the Christ)</span></strong></p>
<p><strong><span>Yönetmen: Mel Gibson</span></strong></p>
<p><strong><span>Yayın Tarih: 25 Şubat 2004</span></strong></p>
<p><strong><span>Giriş</span></strong></p>
<p><span>Film değerlendirmesinde, Hıristiyanlar için son derece önemli ve Teslis inancında üç unsurdan biri olan İsa Mesih’ in çarmıha gerilmesi öncesi, yani kendi arkadaşlarının ihaneti, üç horoz mucizesi sonrasında Yahudi halkının onu ölümünü istemesi üzerine ne yapıp ne edip onu çarmıha gerilmesi ve en son olarak da İsa Mesih’ in çarmıha gerilmesi suretiyle bir bitişi söz konusudur. Bunlarla beraber benim kendi eleştiri ve anlatımımla sizlere sunmuş bulunuyorum.</span></p>
<p><span><em>Anahtar Sözcükler:</em><span> Din, İsa, Mesih, Hıristiyanlık<em>.</em></span></span></p>
<p><span>Filmin girişinde olan sahne de İsa Mesih’ in Baba Tanrı’ dan yardım istemesi ve yalvarış-yakarış olgusunu dua ile dile getirmesi Hıristiyanlığın Teslis inancından iki önemli oluşum kavramının; Baba demesinden kasıt Baba-Oğul ikilemesini oluşturduğunu söylemekle beraber dua etmesi de duaların onlar da olduğu ve duanın içeriği hakkında bize çok az da olsa bilgi vermektedir. Sahnedeki şimşek çarpmaları ise kendi teorimce geçmişten gelen bir güç algısı olduğu için Baba Tanrı’ nın gücünü temsil etmek üzere konulduğu kendi kanaatimdir. Yine bence filmi Fısıh Yemeği akşamından alsalar daha da anlaşılır olabilirdi. Aynı zamanda Fısıh yemeğinin bir anı değil, yorum olduğu filmde işlenmektedir. Bu doğrultuda filmi yapan kişinin de dini inançlarından Hristiyan dininin Katolik mezhebine bağlı olduğunu bize tabiri caizse tereyağından kıl çeker gibi göstermektedir.</span></p>
<p><span>Duayı kendi başına yaptıktan sonra kendi seçtiği onun en yakın arkadaşları ve İsa Mesih tarafından seçilen kişiler yani Havariler olarak bilinen 12 kişinin yanına gitmektedir. Film esasında İsa Mesih’ in son on iki saatini konu alan bir film olduğu için diğer zamanlar konu dışıdır ve sadece bu kısım filmde işlenmektedir. Üç Havarisinin yanına gittiğinde Havariler uyuyakalmıştır ve kızmış bir halde serzenişte bulunarak “1 saat bile dayanamadınız mı?” sorusunu, büyük ihtimal nöbet tutmakla görevli 3 Havari, uyandırarak sormaktadır. Ardından Havariler İsa Mesih’ in halini garipseyip ne olduğunu sorarlar. O anda İsa Mesih kan ter içerisindedir. “Hayır, burada kalıp izleyin ve dua edin!” deyip oradan ayrılmıştır. Sonra bu konuştuğu 3 Havari’ den biri olan Patrick ise İsa Mesih’ in korktuğunu ve bu korktuğu şeyin de yemekte konuştukları ihanetten demesi, işte bu olayda yemek sonrası olduğu anlaşılıyor ve ihanet konusuna gelecek olursak, o da İsa Mesih’ in sevilmeyenler tarafından aranıp onu sapkın söylemlerinden dolayı öldürmek istemelerinin üzerine onun başına ödül koymaları ve İsa Mesih’ in yemek sırasında, ki bu yemeğe özellikle Fısıh yemeği derler, bizi bulacaklar ve bu sizden biri olacaktır demesi olayıdır ki zaten içlerinde ki Yehuda İskariot adlı havari ileride söz konusu konuya dahil olacaktır.</span></p>
<p><span>Gece herkes uyumuşken, Yehuda (Judas) İskariot 30 altın için Romalılar’ a ait olan Sanhedrin Meclisi’ ne ispiyonlar. Yehuda’ ya verilen Judas lakabına da kısa bir özet olarak, ihanet ile eş anlam olduğu üzere daha sonradan verilmiştir. İsa Mesih zaten yakalanacağını anlamıştır ve orada bekliyordur. İsa Mesih Oğul olarak Baba’ sına yalvarış ve yakarışlarla kurtarmasını istemektedir. Buradan İsa Mesih’ in bitmek bilmeyen ve umudunu kesmeden dua etmesi, Baba Tanrı’ nın hep yanında ve onun insanlardan vazgeçmeyeceği arka planı kanaatimce verilmektedir. Bu dua ediş sırasında film üzerinde sanırım şeytan benzetmesi ile biri gelir ve İsa Mesih’ e bir insanın bütün insanların günahını çekmesinin insana ağır geleceğini, kısaca vazgeçmesini ve Baba Tanrı’ dan yüz çevirmesi yönünde konuşmalar yapar ve İsa Mesih kararlı bir şekilde aldırış etmeden Baba Tanrı’ ya yalvarışlarına devam eder. Buradaki gelen kişinin bütün insanların günahını yüklenmek cümlesi ise Hıristiyanlık’ ta ki İsa Mesih çarmıha gerildiğinde İsa Mesih’ ten kanlarının akması ile beraber bütün insanlığın günahlarının akması ve insanoğlunun Asli günahlarının çıkması için İsa Mesih, kendisini feda etmiştir düşüncesine bir göndermedir.</span></p>
<p><span>“Sadece senin dediğin olur.” cümlesi birkaç defa tekrarlanarak Baba Tanrı’ nın yüceliği ön plana çıkmıştır. Bu dualardan sonra İsa Mesih’ in ayaklanması ve ayaklanmadan önce şeytani varlığın salmış olduğu yılanı ezmesi durumu ise oradaki yılanın şeytanı nefsi temsil edip İsa Mesih’ in bunu ezmesi ise iblis ruhunun karşısında Oğul’ un yani İsa’ nın nefis karşısında dimdik duruşunun olduğu ve Baba Tanrı’ nın otoritesini kabul ettiğini zannımca anlaşılmaktadır.</span></p>
<p><span>Hemen ardından ise kamp yaptıkları yerde karanlık ormanda uzaktan meşaledeki ateş ışıkları görününce İsa Mesih oraya gider ve bu kişiler ise Yehuda İskariot ve onun ispiyonladığı Romalılar olduğu İsa Mesih tarafından anlaşılır.  Romalı askerler İsa Mesih’ in kim olduğunu sorduklarında İsa Mesih “O, benim.” der ve Yehuda İskariot ihanetinden dolayı Judas lakabını aldıran ihanet öpücüğünü İsa Mesih’ e filmde söylendiği şekliyle “Selam sana ağam!” der ve öper. Sonuçta ihanet etmek kötü ama İskariot bunu yani bu kadar ileri zamana kadar geleceğini bilmiyordur ve hala da haberi yok, ne kadar gariptir ki şu anda bile ona ispiyoncu deniliyor. Sonrasında askerler ve Havariler arasında kavga başlar ancak askerler bir hayli fazladır ve İsa Mesih “Kılıç taşıyan kılıçla ölür” sözünü söyler ve bence bu da Hz. Muhammed’ in “<em><span>Kişi yaşadığı hâl üzere ölür ve öldüğü hâl üzere dirilir<strong>.</strong></span></em><em>”</em><a href="https://myblog.tc/gecici/hz.isanin%C3%A7ilesi#_ftn1" name="_ftnref1" title=""><em><strong>[1]</strong></em></a><em><strong> </strong></em><em>Hadisi şerifine ilham kaynaklığı etmiş olabilir. Bu deyiş üzerine Havariler Romalılara karşı koymayı bırakırlar.</em><span> İsa Mesih ise artık Romalı askerler tarafından bağlanıp, yola koyulmuşlardır. O sırada ev sahnesi olan başka bir sahneye geçerler. Anında iki kadından biri uyanır ve diğeri de ardına uyanır. Neden böyle yaptın Meryem tarzı sorular sorar ve evet, işte bu Meryem de İsa Mesih’ in çok sevdiği, onu kölelikten aldığı ve diğer Havarilerin Meryem’ i fahişelik yaptığı için sevmediği, bazı kaynaklarda ise duygusal ilişki olduğu hatta ve hatta evli olduğu söylenen meşhur Mecdelli Meryem’ dir. O günün diğer günlerden farklı olduğunu söyler. Sonrasında ise kapı açılır ve İsa Mesih’ in yakalandığı haberi gelir. Mecdelli Meryem’ inde İsa Mesih’ e ne kadar değer verdiği de buradan anlaşılabilmektedir.</span></span></p>
<p><span>            En sonunda İsa Mesih ve onu götüren askerler tarafından gidileceği yere varılmıştır. Millet onun asılmasını istemektedir. Sonuç olarak Romalılar Çarmıh cezası verip hazırlıklara başlamışlardır. Ayrıca Roma’ da hahamların gücünü burada anlamış olmakla beraber gece İsa Mesih’ i alıp onlar için nasıl bir önemli konu olmuş olduğunu da anlıyoruz. Götürüldüğü yerde İsa’ ya sorulan sorular arasında “Sen kral mısın, kral olduğun söyleniyor- Evliya olduğun söyleniyor.- Marangozun oğlu değil misin?” tarzında sorular ile onun hakkında o dönemde İsa Mesih’ in insanlar gözünde nasıl algılandığı sorusuna cevap verirken soruyu soranlar ise gerçeği de araması gözden kaçmıyor. Bu sorular karşısında ise İsa Mesih sessizliğini korur. Ardından onu bulunduğu yere getirmelerinin sebebini Tanrı’ ya küfretmesi olduğunu söylerler. İsa Mesih kısacası o dönemde sapkınlık ve kafirlikle suçlanır. İsa Mesih ise gerçeği anlattığını ve Tanrı’ yı öğrettiğini söyler. Film sadece İsa Mesih’ in on iki saatini içeriğiyle anlatmakla beraber bir tarih sahnesinden kesit olduğu için o dönemin nasılda dinin değiştirilemez ve dinin put gibi aynı kalmasına izin verilip altından oynanan oyunları da adeta nakış gibi işlemektedir. Oradaki kişilerce İsa Mesih’ in onlar için bir şeytan işi ve insanları dinden sapmaları için uğraşan biri olarak görüyorlar ve onun hastaları iyileştirmelerini de büyüye bağlayarak şeytanın ile iş birliği yaptığını ileri sürüyorlar. İsa’ yı savunanlar da onun lehine şeyler anlatmışlardır.  Bazı kişiler ise konseyin gece olmaması ve konseyin eksik olduğunu söyleyerek bunu yapamayacağını belirtmesine rağmen tabi ki de aldırış edilmez. Oradaki baş kişi İsa Mesih’ e sinirli ve iddialı bir şekilde sesli bir tonla “Hadi bize bir Mesih olduğunu veya Tanrı’ nın oğlu olduğunu söylesene!” benzeri cümle kurar ve hemen ardından İsa Mesih “Tanrı’ nın oğluyum” demesi ile baş kişi dehşet ifadeyle bakışı sonrası kafir demesiyle beraber kafir olmadığını kanıtlamasını istediği üzere kendilerince kanıta ihtiyaç yok diyerek öldürülme kararını almışlardır. Cezası ise ölümdür. Hemen ise ardından İsa Mesih’ in mucizelerinden sayılan 3 horoz olayı baş göstermektedir.</span></p>
<p><span>            Matta (Matthew) 26. Bölüm, Markos (Mark) 14. Bölüm, Luka’ da (Luke) 22. Bölüm ve Yuhanna’ da (John) ise 13. Bölümde yer alan, üç horoz ötmeden ölme meselesi olmazsa olmazlardan olacağı için filme de kesinlikle işlenmiştir. Kısaca bahsetmek gerekirse (Matta 26);</span></p>
<p><span>“31.Bu arada İsa öğrencilerine, “Bu gece hepiniz benden ötürü sendeleyip düşeceksiniz» dedi. “Çünkü şöyle yazılmıştır:</span></p>
<p><span>“Çobanı vuracağım, sürüdeki koyunlar da darmadağın olacak.”32. “Ama ben dirildikten sonra sizden önce Celile'ye gideceğim.”</span></p>
<p><span>33. Petrus O'na, “Herkes senden ötürü sendeleyip düşse de ben asla düşmem” dedi.</span></p>
<p><span>34. “Sana doğrusunu söyleyeyim” dedi İsa, “Bu gece horoz ötmeden sen beni üç kez inkâr edeceksin.”</span></p>
<p><span>35. Petrus, “Seninle ölmem bile gerekse, seni asla inkâr etmem” dedi. Öğrencilerin hepsi de aynı şeyi söyledi.”<a href="https://myblog.tc/gecici/hz.isanin%C3%A7ilesi#_ftn2" name="_ftnref2" title="">[2]</a> Şeklinde geçmektedir.</span></p>
<p><span>            Petrus, İsa Mesih’ i inkâr ettikten sonra uzakta göz göze gelirler ve Petrus dehşete kapılıp ağlamaklı şekilde daha önceden demesi üzerine İsa Mesih’ in ne demek istediğini anlar. Sonrasında Yehuda İskariot pişmanlıkla Yahudi hahamların başına gelerek, alın gümüşlerinizi salın masumu, diyerek gümüşleri dolu keseyi onlara fırlatır. Onun bu pişmanlığına neden olan ihaneti ise ileri de intihar etmesinin etkenidir. İsa Mesih için zaman daralmaktadır. Sabah olduğunda Romalı Vali’ nin karşısına tutuklayanlar tarafından çıkarılıp ölüm cezası ile cezalandırıldığını öğrenince, vali ise yasalar böyle işlemez, bunun suçu ne diye sorduğunda, “Şebat” ’ı çiğnemek, insanları zehirlemek ve en önemli nedeni de kendinin Tanrı’ nın oğlu, Mesih ve Yahudiler’ in kralı olduğunu söyleme ile suçlanarak, halkında baskısıyla ölümünü isterler. Bunun üzerine Vali onu teke tek çekerek, bir takım sorgunun ardından suçsuz olduğu kanaatine vararak onu Heroth’ a götürmelerini söyleyerek Yahudi hahamlarına geri teslim etmiştir.</span></p>
<p><span>Yahudiler, İsa Mesih’ i Heroth’a götürmüşler ve Heroth, İsa Mesih’ in kulaklara gelen körleri iyileştirme, ölüleri diriltme vd. gibi mucizelerini sayarak dalga konusu etmiştir. Sonrasında ise Heroth, İsa Mesih’ ten mucize göstermek suretiyle Tanrı’ nın oğlu olduğunu kanıtlamasını istemiştir. İsa Mesih, sessiz kalmıştır. Bunun üzerine Heroth, bu suçlu değil, deli deyip gülerek dalga geçmiştir. Buradan da yola çıkarak Yahudiler’ in İsa Mesih’ ten nefret ettiği ve O’ nu Romalılar’ a vererek onların öldürmesini sağlamaktır. Yahudi haham ve halkı İsa Mesih’ in asıl katili olarak adlandırılabilir. Heroth’ da lanetlemeyi reddedince geri, önceki ona gönderdiği valiye dönerler. En son halkın huzurunda İsa Mesih’ in tekrar suçsuz olduğu kanaatine vardığını söyleyen vali, her sene Yahudiler için bir suçlu bırakma adetini onlara söyler ve Barabbas adlı bir suçluyu da gözlerinin önüne hemen orada getirerek Yahudi halkının önünde seçim sunar. Onlar ise Barabbas’ ı seçerler. Sonra ise Roma Vali’ si kendince emin olmak için halka tekrar sorar, ama kararlarını vermişlerdir. İsa Mesih için ölüm yolları teker teker açılmaktadır. Vali, İsa Mesih’ e ne yapılması gerektiğini sorduğunda, halk yükselen seslerle çarmıha gelin diye haykırmışlardır. Ama Vali, buna izin vermeyip, ağır bir cezadan sonra serbest bırakılmasını istemiştir. Bence de burada Yahudiler’ in, ileri de Hıristiyan olacak bu imparatorluğun, İsa Mesih’ in kendilerinin öldürmediklerini bilinçaltından istemedikleri için böyle bir film sahnesi ekleme yoluna girilmiştir. Bence, İsa Mesih’ in asıl katillerinin İsa’ yı yüce bulan kendileri olmadığı, şu an kendi dinlerinin Hıristiyanlık olduğu için kendilerine yedirememelerinden kaynaklı ve Yahudilerin asıl katilleri olduğunu, filmler aracılığı sayesinde algı operasyonları ile belirtmek amacıyla ekleniştir. Valinin cezasına gelecek olursak, bir hayli ağır şartlarda değişik şekillerde kırbaçlarla dövmektir. Romalılar, acı ve dehşet bir şekilde İsa Mesih’ i halkın gözü önünde dövmüşlerdir. Vali, İsa Mesih’ i eziyetlerden sonra tekrar halkın önünde çıkarıp ne yapacağını tekrar sorduğunda ise, çarmıha gerilmemesi için verdiği ağır ceza adeta İsa Mesih’ e kar kalıp, Yahudiler’ in, İsa Mesih’ e bitmek bilmeyen öfkesiyle beraber tekrar çarmıha gerilmesini haykırışlar ile istemişlerdir ki bence, bu olmaması gereken bir şeydi. Sonrasında karar verilmiş ve İsa Mesih’ in sırtına çarmıhı yükleyerek “Acı Yolu” adı verilen yoldan Kudüs’ e doğru çarmıha gerileceği yere çarmıhı sırtında taşımak suretiyle götürmüşlerdir. Bazı istisnai durumlar hariç olmakla beraber Haç’ ın alt kısmının uzun olması da tekrardan film felsefesinin Katolik mezhebi olduğuna işaret ettiği söylenebilir. En son çarmıha gerileceği yere geldikten sonra, İsa Mesih, maalesef acı bir şekilde, çarmıha el ve ayakları çivilenerek çarmıha gerilir. O anda bile “Baba affet onları” diyerek acı içerisinde kıvranır. Herkes onu izler. İşte o üzücü olay yani İsa Mesih’ in ölümü gerçekleşir. Çok süre geçmeden hava bulutlanmaya ve rüzgâr çıkmaya başlar. Yer sallanır ve deprem olur. Hıristiyanlığın put inancını yıktığı düşüncesini dayatmak için, tapınaklardaki putlar düşer. Orada bulunan insanlar hayrete düşer ve hızlıca oradan ayrılırlar. Gerçek hayatta olmuş mudur bilinmez ama film sektöründe akıcılık yönünden, dinlerinin kutsallığını ve Tanrı’ nın olduğunu belirtmek amacıyla yapılan yine algısal eklemelerdir şeklinde düşünmekteyim. Filmdeki sahneye göre şeytan kahrolmuştur. Bence, İsa Mesih’ in, kanlarının akmasındaki anlamın bütün insanların asli günahlarının silinmesi olduğu içindir. Böylelikle şeytanın önceki yaptıkları boşa gitmiştir. İsa Mesih’ in ölümü ile de film sona ermiştir.</span></p>
<div> <hr>
<div>
<p><span><a href="https://myblog.tc/gecici/hz.isanin%C3%A7ilesi#_ftnref1" name="_ftn1" title="">[1]</a><span> <span>Bkz. Münâvî, <em>Feyzü’l-Kadîr Şerhu’l-Câmii’s-Sağîr</em>, V, 663</span>; <em>Aliyyülkârî, Mirkâtü’l-mefâtîh 1/332, 7/375, 8/431</em>.</span></span></p>
</div>
<div>
<p><span><a href="https://myblog.tc/gecici/hz.isanin%C3%A7ilesi#_ftnref2" name="_ftn2" title="">[2]</a><span> Bkz. </span><a href="https://christiananswers.net/turkish/bible-tr/tr-mark14.html#27">Mar.14:27-31</a>; <a href="https://christiananswers.net/turkish/bible-tr/tr-luke22.html#31">Luk.22:31-34</a>; <a href="https://christiananswers.net/turkish/bible-tr/tr-john13.html#36">Yu.13:36-38</a><span>; </span><a href="https://christiananswers.net/turkish/bible-tr/tr-mat26.html#1">Mat.26:1-16</a>.</span></p>
</div>
</div>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Yapay Zekanın Tüm Yönüyle Hayatımıza Girmesi</title>
<link>https://myblog.tc/yapay-zekanin-tum-yoenuyle-hayatimiza-girmesi</link>
<guid>https://myblog.tc/yapay-zekanin-tum-yoenuyle-hayatimiza-girmesi</guid>
<description><![CDATA[ Yapay zekanın manipüle edebilir mi ? ya da olduğundan daha mı adaletli davranır ? ]]></description>
<enclosure url="https://myblog.tc/uploads/images/202507/image_870x580_68687249d2d4b.jpg" length="72539" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 06 Jul 2025 01:33:17 +0300</pubDate>
<dc:creator>Alp G</dc:creator>
<media:keywords>teknoloji, ai, teknohaber, teknolojik gelişme, gelişme, yapay zeka</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Yapay zekânın yazarlık yapması, hem heyecan verici hem de tartışmalı bir konu. Kısa ve doğrudan söylemek gerekirse:</p>
<hr>
<h3>📌 <strong>Olumlu Yönleri:</strong></h3>
<ol>
<li>
<p><strong>İlham Verici Bir Araç:</strong><br>Yapay zekâ, yazarlar için bir ilham kaynağı, fikir üreticisi ve üretim hızlandırıcısı olabilir. Özellikle yaratıcı yazarlıkta tıkanıklık yaşayanlara çözüm sunar.</p>
</li>
<li>
<p><strong>Hız ve Verimlilik:</strong><br>Senaryolar, blog yazıları, teknik metinler gibi içerikleri kısa sürede oluşturabilir. İlk taslakları yazmak için idealdir.</p>
</li>
<li>
<p><strong>Kapsayıcılık ve Erişilebilirlik:</strong><br>Yazma becerisi gelişmemiş kişiler bile, fikirlerini ifade edebilmek için yapay zekâdan faydalanabilir.</p>
</li>
<li>
<p><strong>Dil ve Stil Esnekliği:</strong><br>İstenilen yazı stilinde içerik üretme yeteneği (örneğin Shakespeare tarzı, bilimsel dille, polisiye kurguda vs.) insan yazarlara yeni bakış açıları kazandırır.</p>
</li>
</ol>
<hr>
<h3>⚠️ <strong>Sınırlamalar ve Tartışmalar:</strong></h3>
<ol>
<li>
<p><strong>Orijinallik ve Yaratıcılık:</strong><br>Yapay zekâ, veriler üzerinden yazdığı için "tam anlamıyla özgün" değildir. İnsan deneyiminden doğan içsel yaratıcılığa henüz erişemez.</p>
</li>
<li>
<p><strong>Etik ve Telif Hakkı:</strong><br>AI'nın yazdığı bir metnin yazarı kimdir? Kullanılan veriler başka yazarların eserlerinden esinlendiyse, bu adil midir? Cevapları hâlâ tartışmalı.</p>
</li>
<li>
<p><strong>İnsani Derinlik Eksikliği:</strong><br>Yapay zekâ acı çekmez, aşık olmaz, ölümle yüzleşmez. Bu yüzden duygu temelli yazılarda hâlâ insan yazarların derinliğine ulaşamaz.</p>
</li>
<li>
<p><strong>Yazarların Rolü Değişiyor:</strong><br>Yapay zekâ, "yazar" yerine "yazı yöneticisi", "editör", "hikâye tasarımcısı" gibi rolleri öne çıkarıyor. Bu da mesleğin doğasını dönüştürüyor.</p>
</li>
</ol>
<hr>
<h3>🎯 <strong>Benim Görüşüm:</strong></h3>
<p>Yapay zekâ, yazarlığın yerini almaz ama yazarlığı yeniden tanımlar. İnsan ve AI iş birliği, geleceğin edebiyatında güçlü bir birleşim olabilir. Ancak ruhu olan metinler hâlâ gerçek insanlar tarafından yazıldığında daha etkileyici oluyor.</p>
<hr>
<p>   Yukarıda görüldüğü gibi yapay zeka kendinin artı yönlerini ve eksi yönlerini de belirtiyor ama dikkat bu bir yönlendirme de olabilir  =) Gerçek ve Sanal dünyanın birbirine geçmiş karmaşası içersinde de kalabiliriz. Bu gerçeğin fark edilmeyecek şekliyle karşımıza gelen bir felakete yol açacaktır daha doğrusu yönetenin insiyatifine kalındığından bir belirsizlik oluşturabilir. Öte yandan günümüz dünyası çok mu güzel gerçek dediğimiz yaşam bazı insanlar için zaten bir felaket eğer bunu ortadan kaldırmak adına adımlar atılacaksa kabul etmek mi gerekir ?  şu an oluşum aşaması devam eden bir süreci ve ani bir gelişimi hep birlikte izliyoruz, kontrol bizde olduğu sürece izleyici konumundayız.</p>
<p>  Yapay zekayı sadece sorularımıza cevap veren bir yazılım olarak görmemek lazım ileride tüm kararları etkileyecek çoğu mesleği rafa kaldıracak ve kendi başına karar verecek bir sisteme dönüştüğünde ne olacağını görmek lazım. Bu yazılım ahlak ve erdem kazanabilecek mi ? yönetenler kimler olacak ? bu gizli devlet projesi olma ihtimali var mı ?  insanların aklı çok karışık ancak şu an insanların işlerini kolaylaştırdığı ve konfor sağladığı, tüm yazılım teknolojilerinde hızlı bir ilerleme kaydettirdiği için popüler ve tercih ediliyor.</p>
<p>  Bizi matrix filminin içine atabilecek bir teknoloji mi orası da ayrı bir merak konusu ? tüm iletişim cihazlarına tüm televizyonlara tüm mesajlaşma aletlerine tesir edip sizleri olmayan bir dünyada da yaşatabilecek bir teknoloji bizi korur mu yoksa uyutur mu karar vermek zor ve uyum sağlamamak çok daha zor.</p>]]> </content:encoded>
</item>

</channel>
</rss>