Kabusumuzu Beklemek


2013 ten bir öğrencinin duygu yüklü denemesi,
Kabusumuzu Beklemek

Bir Lise 3 Öğrencisinin POLİS'e Yazdığı Kompozisyon 1. Geldi...

(NOT : KARDEŞİMİZ POLİS ÇOCUĞU DEĞİL)


KABUSUMUZU BEKLEMEK


Kim bilir saat yine kaç? Hava ne de soğuk. Annem yine sofrayı kaldırmamış bak, seni bekliyor. Merak etme yalnız yemeyeceksin yemeğini.Biliyorum sevmezsin tek başına yemeyi, annemde yiyecek senle. En sevdiğin yemeği yaptı.Hadi baba nerdesin?
Gözlerim kapanmak üzere, yine dayanamadım işte. Şu kapıdan içeri girdiğini göremedim ya, kabusum oldu. Biliyorum gelince uğrarsın odama. Üstümü örter, saçımı okşarsın. Ne de soğuk olur ellerin bir bilsen baba. Ellerin yüzüme değdiğinde irkilirim. Ne yorgun gözün, solgun yüzün olur. Ama ben bütün soğukluğuna rağmen sevinirim eve geldiğine, sen bütün yorgunluğuna rağmen şükredersin Rabbe bir gece daha bizimlesin diye.
Hiç bir sabah yolculamam seni; şu kapıdan çıkışını görmem, görmek istemem. Bu bir veda olsun istemem. Sense her çıkışta öyle bir sarılırsınki hepimize sanki sonmuş gibi. Bense hiç rahat sarılamam sana. O belindeki silah yok mu açtığın kanatlarının altına girerken hep takılır koluma. Hele üniforma. Ne korkutucu geliyor yüzüme. Kefene hazırlık gibi. Kefenden önce prova. Topraktan önce kurşun.
Beklemek ne zordur bilir misin baba? Belkide daha iyi bilirsin. Sen en yüksek mertebeyi, biz seni bekledik. Her gecenin sonunda biz beklenene kavuştuk. Ama bir gün senin rüyaların, bizim kabuslarımız gerçek olursa? Ya o gün baba? O günden sonra biz kimi bekler, kimin varlığıyla güçleniriz.
Bir polis çocuğunun en iyi yaptığı şey nedir bilir misin baba? Dua etmek. Ben en iyi bunu bilirim. Çünkü en sevdiğin için yapacak başka hiçbir şeyin yoktur baba. Ve ne acıdır bu bir bilsen. İki elimiz bağlı beklemeyiz tabi. Avuçlarımız açılır semaya, göz yaşlarımız akar toprağa. Dudaklarımızda hep bir kıpırtı. Sen, sen baba... Seni bekleriz kapı ardında, senin için ağlarız kendimizden sakladığımız gözyaşlarımızla.
Güneş doğmak üzere. Bu gece gelmedin odama. Annem masa başında uyumuş, yokluğun yankılanıyor odalarda baba. Zil sesi oldu sessizliğini yırtıp annemi korkutan. Sen misin baba. Herkes kapıya koşuyor, üniformalı iki adam. Dedim ya hiç sevmedim üniformanı. Sen yoksun baba. Başları önde yüzlerinde şerefli, acı bir ifade. Peki ya sen baba? Sen nerdesin?
Bir inanamamazlık gözlerimizde, kabuslarımız gerçekleştiğine dair. Bir acıki ilik ilik. Ciğeri yanar mı insanın buram buram? Hıçkıra hıçkıra haykırır mı yüreği? Söylenecek çok söz varken tek sözle yetinir mi diller? Kalbi bir kağıt parçası keserde böyle iz
bırakır mı derinlerde. En gizli bahçelerde sakladığımız varlığınla yok olur mu benliğimiz? Kapıyı yüzlerine kapatıp girmek istedim içeriye. Duymak istemedim ölüm haberini. Ne kapıdaki polislerde öldüğünü söyleyecek güç ne de bunu kaldıracak gücümüz var. Başımız dimdikken göz yaşlarını saklamak ne de zor oluyor. Tek tesellimiz bedenin uzanırken musalla taşına tanıdık tanımadık bir sürü yüz mezar başında.
Yine soğuksun baba. Ama bu son soğukluğun. Bu varlığının son göstergesi. Bugün son baba sonra sıcaksın. Toprak ısıtır, yağmur ıslatır. Cennet kokun...

Tepkileriniz Nedir?

like
1
dislike
0
love
0
funny
0
angry
0
sad
2
wow
0

Bir Yorum Yaz